Aristoteles ve „Altin Orta”

Ben Kürdistan Tarih ve Demokrasi Forum’una “Kürdistan Utopyasi” diye bir yazi ile girmistim. Ve pesinde “Birlik” yazilari ile devam ettim. O günden bu güne bir cok yazi yazdim. Insan ögrendiginin yüzde 80’nini yazmakla ögreniyormus. Dogru mu bilmiyorum, bir yerde okumustum. Ben gercekten bu sürec icerisinde yazdigim icin bir cok sey ögrendigimi söyleyebilirim.

Ben elestiriye acigim. Elestiri ve özelestiri benim en büyük silahimdir. Ne var ki bazi dostlar elestiri yerine bolca hakaret ve küfür ediyorlar. Nasil olur? Biz ayni kültürden insanlariniz, ayni acilari cekiyoruz, sorunlarimiz ayni ve buna ragmen ortak düsmana karsi ortak hareket edecegimize birbirimizi düsman görüyor hakaret ve küfür ediyoruz? Paylasmadigimiz nedir?

Halk arasinda bir özdeyis vardir; “Iki Kürd yan yana geldiginde dögüsürlermis, iki Yahudi ya yana geldiginde is yaparlarmis.” Maalesef bu dogru. Ben buna bu Kürd Forumlari’nda sahit oldum.

Ögrendim ki bazi Kürdler amerikanci ve sola azili düsmandirlar. Bazi Kürd solcularida ABD’ye ve Kürd milliyetcilerine azili düsmandirlar. Ben ise bunlarin arasinda kaldigim icin birileri beni tutarsizlik ile sucladi. Cünkü benim elim ne KDP/YNK ve diger Kürd Partileri’nden oldu, ne de PKK’den. Ben PKK’yi savundugum kadar KDP/YNK ve diger Kürd partilerinide savundum. Ya da bunlarin herhangi birisine hakaret ve küfür etmedim, bunlarin birlesmesi gerektigini sikca vurguladim. Bunlarin birlesmeleri olmazsa olmaz dedim, cünkü beni sadece Kürdistan’in Güneyi degil, Kuzeyi, Dogusu, Batisida ayni derecede ilgilendiriyordu. Kürdistan benim icin bölünmez bir bütündü.

Ve ögrendim ki Kürdistan’in dörde parcalanmisligi yetmemis, Kürdistan birde fena sekilde milliyetciler ve komünistler arasinda zihinsel parcalanmis. Buda Kürdistan’i büyük güc kaybina ugratmis.

Ben milliyetciler ve komünistler dedim ama özünde Kürdistan’da milliyetci veya komünist yoktur. Ilkel milliyetcilik Öcalan’in bir bulusudur. Öcalan ve PKK örnegin Güneyli güclere “Ilkel milliyetci” diyorlar. Oysa bu gücler ilkel milliyetci degil, yutsever demokrattirlar. Öte yandan PKK’nin da komünistlikle fazla alakasi yoktur artik. PKK’de „demokrat” bir parti konumuna gelmistir. Asil önemli olan PKK’nin gercekten komünizm ile iliskisidir. PKK stalinizmi reddettigi gibi, Leninist parti örgütlenmesinide reddetti. Cogu sol gruplar PKK’yi komünist bir örgüt degilde, milliyetci bir örgüt oldugunu söylüyorlar.

PKK elbette sol hareketin filizlendigi bir dönemde olustu. Iyi ki öyle oldu. Islami bir harekette olabilirdi. Eger Öcalan tercihini Marx’dan degilde Muhammed’den yana koysaydi o zaman PKK hareketi islam kökenli bir hareket olacakti.  PKK’nin “Marxist” kökenli oldugu icin Barzani ve Talabani PKK’ye güvenmiyorlar.

Peki bunlar birlesmeyecekte ne olacak? Birinin digerini yok etmesi mümkün mü? O zaman en azindan Kürdistan’da sinif celiskilerinin cözülmesi gerekiyor. Ama ilkin Kürdistan olmali. Peki nasil olacak bu? Kürdistan’da sinif celiskilerinin yok olmasi simdi mümkün degildir. O zaman ULUSAL CIKARLAR  icin uzlasmak, ittifaka gitmek gerekiyor.

Ortalikta sol yok, birileri soldan korkuyor. Ortalikta milliyetci yok, birileri milliyetcilerden korkuyor. Yani milliyetci ve komünistleri yaratanlar yine kendileridir. Bu önyargilarin kirilmasi gerekiyor. Kalici bir ITTIFAK icin bu önemlidir.

Kardes kavgasina son vermek, en kisa zamanda ulusal düzeyde birlesmek hepimizin istegi olmalidir. Bizi bölen zihinsel ve bütün suni sinirlari kafalarda yok etmek gerekiyor. Bu nedenle ben o Uzak Dogu felsefesindeki orta-yolu, ya da Aristoteles’in bahsettigi “altin orta”yi sectim. Eger hepimiz bunu yapabilirsek birligimizde kendiliginden olur. Birlik güc demektir. Güclü olan kazanir. Ben kazanmak istiyorum, onun icin birlik diyorum.

“Aristoteles üc tür mutluluk oldugunu söyler: İlk tür mutluluk, arzu ve isteklerin oldugu bir hayattır. İkincisi, özgür ve sorumlu bir vatandas olarak var olunan hayattır. Ücüncü tür mutluluk ise arastırmacı ve filozof olunan hayattır.

Aristoteles, insanin mutlulugu icin bu üc kosulun da bir arada varolması gerektigini ısrarla belirtir. Tek yönlülügü reddeder. …

İnsanlarla iliskilerimizde de “altın orta”yı tutmaktan sözeder Aristoteles: ne korkak ne cılgınca atılgan, sadece cesur olacagız. (Cesaretin azı korkaklık, cogu cılgınlıktır.) Ne cimri ne savurgan, sadece bonkör olacağız. (Asırı bonkörlük savurganlık, az bonkörlük cimriliktir.)” (Bkz. Jostein Gaarder, Sofi’nin Dünyasi, Sayfa 132, Cev: Gülay Kutal, Pan Yayincilik, 3. basim, Aralik 1995 )

Alan Lezan, Berlin – 11. Subat 2005

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: