Kürdlerin Bağımsızlığının Önünde Beş Önemli Engel!

Bu engellerden birincisi kuşkusuz sömürgecilerdir. Bin yıllık despot ve faşizan devlet tecrübesine sahip Arap, Fars ve Türklere karşı hiçbir güce dayanmadan savaşmak her halkın kârı değildir.

İkinci büyük engel ise Kürdlerin bölünüp parçalanmasından kaynaklanan dil sorunudur. Bütün parçalardaki Kürdlerin ORTAK anlaşacağı resmi veya yüksek bir dili maalesef yoktur. Bu nedenle Kürdler konuştukları sömürgeci diller ile birbirleriyle tam anlaşamadıklarından dolayı parçacı düşünüp, işgal altında oldukları ve asimile edildikleri sömürgeci dilini kullanmak zorundadırlar. Kürdlerin parçacı düşünmesi ve hareket etmesi Kürdlerin topyekûn direnmesini maalesef mümkün kılmıyor. Buda güç zayıflığına yol açıyor.

1806, Baban Aşireti, Abdurrahman Paşa İsyanından bugüne kadar Kürdistan’da 50’nin üstünde ayaklanma, yani direniş olmuştur. Bu direnişlerin hepsinin olması tamamen haklı ve meşruydu. Ama ne var ki, bu tür direnişlerin başarıyla sonuçlanmamasının bilinen nedenleri vardır. Örneğin bu direnişlerin hiçbirisi bütün Kürdistan’ı kapsamıyor. Yani örneğin Yunanlılar, Türklere karşı savaştığında, Yunanlılar, Türklere karşı halk olarak bir birlik içinde olduklarından, Yunanlıların Türklere ve Türklerin de Yunanlara karşı bir topyekûn savaş verdiğini söyleyebiliriz ama Kürdlerin sömürgeci devletlerin hiçbirine karşı topyekûn bir savaş verdiğini maalesef söyleyemeyiz. Ama sömürgeciler ise Kürdlere karşı daimi topyekûn savaşıyorlar.  Neredeyse bütün Kürd Direnişleri belli aşiret ve bölgelerle sınırlı kalmıştır. Bunun böyle olmasının nedeni Kürd toplumunun kendisini feodal aşiretçilikten kurtarmaması, Kürdistan’ın bölünmesi ve belli bir ulusal bilincin olmayışından kaynaklanıyor.

Kürdlerin bağımsızlığının önündeki üçüncü bir engelde ayrı ayrı particilik, örgütçülük anlayışıdır. Kürdler de maalesef olan onlarca örgüt ve partinin her biri Kürdistan’ı yalnız başına bağımsızlaştıracağına inanıyor. Maalesef çoğu Kürd örgüt ve partilerinin demokratik iç işleyişi yoktur, doğal olarak örgüt üyeleri, kadroları, sempatizanları ve çevreleri de o anlayışla biçimleniyor, dolaysıyla kendilerinden veya yaptıkları çalışmalarından ayrılanlara veya muhalefet edenlere karşı daima bir linç kültürü hâkimdir. Doğrular ben de ve her şeyin en iyisini ben yaparım anlayışı mevcut olan bir yerde ister istemez toleranslı olması ve birlikte hareket etmekte beklenilmez.

Elbette ben de tarafım ve benim tarafım çilekeş Kürd halkının tarafıdır ama ben particilik yapmayı hiç sevmedim, çünkü Kürdlerin kurtuluşunun bir parti veya örgüt önderliğinde verileceğine ve dolayısıyla başarıya ulaşacağını sanmıyorum.

Bu durum ANC, İRA, ETA ve FKÖ’de de başka değildi. Bu örgütlerin tümü birkaç örgütün yan yana gelmesiyle oluştu. Şimdi Kürdler de nasıl ki PKK yalnız başına başarı sağlayamazsa, KDP/YNK veya başka bir örgütte yalnız başına ÜLKE SAVUNMASI yapamaz. Ben bu konuda devamlı Almanları örnek gösteriyorum ve eğer Almanya’yı Ruslar işgal etseler Almanların küçüğünden büyüğüne, dincisinden ateistine, muhafazakârından solcusuna, faşistinden komünistine kadar herkes birleşir ve bir cephede dişe diş savaşırlar. İşte Kürdler de bu olmadığı için savaşlar bölge, aşiret ve örgüt düzeyinde kaldığı için başarıya ulaşamıyor. Oysa eğer Kürdistan Ulusal Kurtuluş Savaşı bir bütün her kürdün katılımının sağlandığı bir cephede yapılsa ve daha doğrusu partiler, örgütler ve aşiretler üstü olsa, yani her Kürdün mecburi bir görevi olsa o zaman bizde gerçek anlamda bir Kurtuluş Savaşı’ndan bahsedebiliriz. Buda ancak eğer ileride beş parçada insanların ve parti ve örgütlerin katıldığı bir ULUSAL KONGREYLE mümkündür.

Örneğin benim için esas olan Kürdlerin bu ilhak ve işgalden kurtulmasıdır. Ondan sonra demokratik bir ortamda seçimler yapılır ve kim kazanırsa o iktidara gelir. Halk isterse affedersin eşekler partisini seçsin hiç umurumda değil. Tabii ülkeye iyi hizmet götüren partilerin iktidara gelmesini elbette istiyoruz ama asıl önemli olan Kürdlerin kendi kaderleri üzerine kendileri karar vermeleridir.

Kürdistan sorunun yükü çok, çok ağırdır. Bu nedenle bu yükün altında tek tek partilerin çıkabileceğini sanmıyorum. Ayrıca Kurtuluş Savaşı tek tek partilerin işi de değil, bilakis halkın bir bütün sorunudur. İşte bazı örgütçüklerin çıkıp ancak biz Kürdistan’ı bağımsızlığa götüreceğiz demelerine ben şahsen gülüyor ve ciddiye almıyorum. Tabii şu olabilir: Bu örgütlerden bir tanesi halkın ezici çoğunluğunu peşine takar ama bunun da öyle kolay mümkün olmadığını bilmek lazım. Halk deyince halkın içine çok çeşitli insanlar, her türlü sınıf ve tabakalar giriyor. İşte sorun tüm bu değişik insanları aynı cephede seferber etmektir. Bunun için halkı ulusal bilinç ile donatmak ve seferber etmek gerekiyor. Tabii biz bu bilinçlenme ve kısmen örgütlenme işini yaptığımızda hiçbir Kürd’ün bizi aşağılamaya, hırpalamaya ve horlamaya hakkı yoktur. Ben şahsen istiyorum ki, yasakların, hapislerin, ölüm ve işkencelerin olduğu bu onurlu işi severek, gülerek, eğlenerek ve oynayarak yapalım. O zaman işte her iş insana zevk verir ve kazanmak kesindir.

Kürdistan’ın bağımsızlığının önünde önemli bir engelde maalesef teknolojidir. Bu meret kompüter bilgisini birçok insanımız maalesef bilmiyor, okuluna gidip öğrenmiyor. Yaşadığımız çağda minimum çapta bilgisayar bilgisinin olması olmazsa olmazdır. Nasıl ki araba sürmek için ehliyet lazımsa aynen öylede bilgisayarı iyi kullanmak için belli bir bilgi lazımdır. Bu bilgiyi bilgisayar kurslarında öğrenmek mümkündür.

Bu tür engeller oldukça elbette Kürdler bir iki günde bağımsızlaşmayacak. Bazı Kürdler de ancak ağzını açsın Türk, Arap ve Fars’tan umut beklesin; Ankara, Bağdat ve Tahran’a baksın. Sömürgecilerden hak hukuk adalet beklemek beyhude bir cabadır. Geri kalanlarda bağımsızlık isteyenlere hakaret ve küfür etsin. Böyle mi bağımsızlık olacak? Ben 30 yıl diyorsam siz 50 yıl deyin! Ama tüm bu engellere ve zorluklara rağmen ben 21. Yüzyıl Kürdlerin yüzyılı olacağını düşünüyorum ama şimdiki bu Kürd kafasıyla değil. 21. Yüzyılın bitimine daha 90 yıl zaman var. Zaten çoğumuz bu kadar yıl yaşamaz ama bizim bu günden ektiğimiz tohumun bir gün yeşermesidir umudumuz. 15-20 yıl sonraki nesil ne yapacağını artık şimdiden bilmek zaten mümkün değil. Kürd eski Kürd değildir diyoruz ama bazen tüm bu engelleri ve zorluklar ile birlikte geri kalmış Kürd kafasını gördükçe Allah Kürdlere yardım ve sabır versin diyorum. Kürdlerle iş yapmakta kendi başına bir başka zorluk.

Buraya kadar yazdıklarım bağımsızlık için Kürdlerin yapması gerekenlerdir. Bana göre Kürdler Orta Doğu’da kayda değer bir güç olmadı mı kimse Kürdleri muhatap almaz!

Sonuncusu ve en önemlisi ise dış dinamiklerdir. Dünya da diş dinamikler, yani sözü gecen ülkeler (ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya) Kürdlerin bağımsızlığını istemedi mi, Kürdlerin istemi ne kadar büyük olursa olsun beş para etmez. Elbette biz ev ödevlerimizi yapmalıyız ama yukarıda adi gecen bu ülkelerin çıkarlarını dikkate almak zorundayız. ABD istese, daha doğrusu çıkarına gelse günde 10 Kürdistan kurar. Dünya sistemiyle birlikte hareket etmek istiyorsak, adi gecen devletlerin ülkemizdeki çıkarını da hesaplamalıyız. Baska türlü mümkün değil.

Alan Lezan – 1.4.2010

 

%d blogcu bunu beğendi: