Antik Halklar ve Kürdlerle Bağlantıları

Kürdler, tarih boyunca kendilerini çeşitli antik halklarla ilişkilendirmiştir. Bu ilişkilendirme hem tarihsel kaynaklara hem de kültürel hafızaya dayanır. İşte Kürdlerin ataları olarak gördükleri bazı antik halklar şunlardır:

Hurri ve Mitanni Halkları

  • M.Ö. 2. binyılda Mezopotamya’nın kuzeyinde hüküm süren Hurri halkı, Kürdlerin en çok ilişkilendirildiği antik topluluklardan biridir.
  • Mitanni Devleti, Hurri kökenli bir krallıktı ve yöneticileri Hurrice konuşuyordu.

Gutiler (Guti)

  • Sümer ve Akad kaynaklarında geçen Gutiler, Zagros Dağları civarında yaşamışlardır.
  • Bazı tarihçiler Kürdleri Gutilerle özdeşleştirir.

Karduklar (Karduchoi)

  • Antik Yunan tarihçisi Ksenophon’un “Anabasis” adlı eserinde geçen Karduklar, M.Ö. 400 civarında bugünkü Kürdistan bölgesinde yaşamışlardır.
  • Bu halk, Kürdlerin ataları olarak sıkça gösterilir.

Medler

  • Aryan bir halk olan Medler, M.Ö. 7. yüzyılda güçlü bir imparatorluk kurmuşlardır.
  • Kürdlerin dilsel ve kültürel olarak Medlerle bağlantılı olduğu düşünülür.

Asur ve Babil kaynaklarında geçen “Kurti”, “Karda”, “Garda” gibi isimler

  • Bu isimler Kürdlerle ilişkilendirilmiş ve tarihsel belgelerde yer almıştır.

Kaynaklarda Geçen İfadeler

  • Sümerler: Karda, Kurti, Guti
  • Babiller: Garda, Karda
  • Asuriler: Qurti, Guti
  • Grekler: Kardukh, Gordukh
  • Ermeniler: Kortukh, Gortaikh
  • Persler: Gurd, Kurd
  • Süryaniler: Kurdaye
  • Araplar: Kurd, Ekrad
  • Avrupalılar (MS 7. yy’dan itibaren): Kurd

Bu tarihsel bağlar, Kürdlerin kimlik inşasında önemli bir yer tutar. Elbette bu bağlantılar tarihsel yorumlara ve arkeolojik verilere dayansa da, kesin soy ilişkileri genellikle tartışmalıdır.

Kürdlerin etnogenez süreci, tek bir halkın mirası değil, birçok farklı kültürün ve etnik grubun birleşimiyle oluşmuş bir kimliktir. Bu, Kürdlerin tarih boyunca hem çeşitliliğe hem de dayanıklılığa sahip olduklarını gösterir.

Kürdlerin etnogenez süreci

Kürdlerin etnogenez sürecini ve bu sürece katkıda bulunan antik halkları araştırmak için birden fazla bilim dalı devreye girer. Bu disiplinler, hem tarihsel belgeleri hem de kültürel izleri anlamamıza yardımcı olur; 

En başta tarih gelir; çünkü geçmişte yaşamış toplumları, olayları ve uygarlıkları anlamak bu sürecin temelidir. Arkeoloji ise antik yerleşim yerlerini, kalıntıları ve eserleri inceleyerek Hurri, Mitanni gibi halkların izlerini sürmemizi sağlar.

Antropoloji, insan topluluklarının fiziksel ve kültürel özelliklerini incelerken, etnografya toplumların yaşam biçimlerini, geleneklerini ve kültürel yapılarını gözlemleyerek analiz eder. Filoloji, eski dillerin yapısını ve gelişimini inceler; Kürdçenin tarihsel kökenlerini anlamak için vazgeçilmezdir. 

Paleografi eski yazı sistemlerini çözümlerken, toponomi yer adlarının kökenini ve anlamını araştırır. 

Sanat tarihi ise antik halkların sanat eserleri üzerinden kültürel kimliklerini anlamaya yardımcı olur. 

Son olarak genetik bilimi, modern teknolojilerle etnik kökenlerin bilimsel olarak izlenmesini sağlar.

Bu disiplinlerin birleşimi, Kürd kimliğinin tarihsel derinliğini ve kültürel zenginliğini ortaya koymaktadır. Bu halkları tek tek mercek altına alarak araştırmak, artık genç nesillerin üstlenmesi gereken anlamlı ve değerli bir görevdir.

Ben Kürdistan’ın tarihine büyük bir ilgi duyuyorum; ancak yukarida adı gecen dalların hiçbirini okumadığım için bu konuda artık uzmanların yazması gerektiğini düşünüyorum. Kürdlerin tarihi cok geniş ve derin olduğu için daha yüzlerce doktora tezi yazilir ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırları içinde hem devlet hem de özel statüde olmak üzere 20’den fazla üniversite bulunmaktadır. Bu üniversiteler Erbil, Süleymaniye, Duhok, Halepçe, Zaho gibi şehirlerde faaliyet göstermektedir.

Devlet üniversiteleri arasında Selahaddin Üniversitesi, Süleymaniye Üniversitesi, Duhok Üniversitesi, Soran Üniversitesi, Halepçe Üniversitesi gibi köklü kurumlar yer alırken; özel üniversiteler arasında Irak Amerikan Üniversitesi, Cihan Üniversitesi, Işık Üniversitesi, Lübnan Fransız Üniversitesi ve Newroz Üniversitesi gibi kurumlar öne çıkmaktadır.

Bu üniversiteler, bölgenin eğitim altyapısını güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda Kürd gençlerinin bilim, sanat ve kültür alanlarında gelişmesine katkı sağlıyor.

“Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkları sürece, tarihleri avcılar tarafından yazılır,” der bir Afrika atasözü. Bu söz doğrudur; ancak asıl önemli olan, yazılanların belgelerle kanıtlanmış ve diğer bilim insanları tarafından kabul görmüş olmasıdır.

Goethe şöyle der: “Üç bin yıllık tarihini bilmeyen insanlar günübirlik yaşarlar.” Bir başka özlü söz ise şunu söyler: “Tarihini bilmeyen uluslar çocuk kalırlar.” Tüm bu sözler elbette doğrudur. Çünkü tarih, geleceği şekillendirmek için bize bilinmesi gereken en önemli kaynakları sunar. Tarihini bilmeyen, geleceğine yön veremez. Bir halkın özgüveni için tarihini ele alması, kuşkusuz çok gerekli ve hayati bir meseledir.

Benden şimdilik Kürd Tarihi üzerine bu kadar…

Alan Lezan || 05.08.2025