Laiklik ve Klerikalizm!

Laizizm din ve devletin radikal ayrilmasini öngören dünya görüsüdür. Laizizm kilise latincesinde lai, laicus anlamina geliyor, yani zihin, ruh disi demektir ve 19. yy olusan kilisenin zihinsel, ruhsal tüm görüs ve davranislarini devletten ayirmaya denilir.

Laizizm devleti nötral bir posisyonda görür. Bu dinin distalandigi ya da kisitlandigi anlamina gelmiyor. Herkes inancinda özgürdür, fakat devlet herkesin devleti oldugu icin din devlet isi degildir. Devlet herkese din, dil, kültür ayirimi gözetmeksizin nötral hizmet etmelidir. Devlet kurumlarinda calisanlarda ona göre giyinip davranir. Herhangi bir dini öne cikarmaz, kendi düsünce ve dinini belli ettirmez, tamamiylen nötral davranirlar. Bunu yapamiyanlarin devlet kurumlarinda calisma hakki yoktur.

Laizizme karsin klerikalizm dinin devlet icerisinde zihinsel, ruhsal etkisinden yanadir. Türkiye’de bu acik beyan edilmiyor, fakat TC, Islam’in sunni mezhebin de bir devlettir. Türkiye’de laik ülkelere karsin imam hatip okullari vardir ve bu okullarin ögretmenleri, ülkenin Camii hocalari bizzat devlet tarafindan maaslari ödeniyor, egitimleri saglaniyor. Avrupa’da örnegin Kilise her ne yapiyorsa kendisi yapiyor. Devletin Kilise’ye verdigi maddi veya manevi hic bir seyi yoktur, olamaz.

Iyi hatirliyorum. Dersim örnegin alevilerin kalesidir. Bu bölgeye halkin gelisimi icin fabrika ve okul yapacaklarina devlet pes pese Camii ve imam hatip okullari yapiyor. Halk yüzde yüz alevi ve solcu olmasina ragmen devletin onlara sunniligi dayatmasi gericiligin en katmerlisidir. Bu gerici zihniyete karsi kararli bir mücadele verilmedigi ve durdurulmadigi sürece ülkenin gelismesi mümkün degildir. Din-Ideolojisi Türkiye’de devlet tarafindan sistematik olarak kullaniliyor. Klerikalizm acik olmasada gizli olarak devletin icindedir, devlet politikasini bizzat belirliyor. TC nötral olmadigi icin, bütün vatandaslarina din, dil, „irk” ayirimi gözetmeksizin davranmadigi icin Türkiye’de laiklikten bahsedilmez.

Sekularizmden de anlasilmasi gereken Kilise ve devletin tamamiyla birbirlerinden ayrilmasini öngören mental 19.yy hareketidir. Sekularizm laizizmden bir adim ileri giderek Kilise’nin dünyadaki hükmünün tamamen kirilmasindan yanadir. Türkiye’nin bazen sekuler oldugu söyleniliyor, fakat dogru degildir. TC yukarida da belirttigim gibi, islam dini sunni mezhebinin büyük etkisi altindadir.

Her insan kendi dinin de elbette özgür olmali kendi dinini digerine empoze etmemelidir. Fakat din-ideolojisi bunu yapmiyor. Din- ideolijisini savunanlarin amaci misyonculuktur.

Bu nedenle din ideolojisi (dindar insanlarimiz degil) tümüylen gericidir. Kararli ve örgütlü bir mücadele verilmedikce din-ideolojini kirmak mümkün olmiyacaktir. Din-ideolojisi insanin gelisimi önünde en büyük engeldir. Insani din yerine bilim ile tanistirmaliyiz. TC bunu bilincli olarak yapmiyor, yapmak istemiyor. Onlarin okul yerine alevi ve sadece solcularin yasadigi bir bölgeye Camii yapmalarinin nedeni korkudur. Onlar bilimden, gelismeden ödü gibi korkuyorlar.
Chirac Fransa okullarinda bütün din sembollerini yasaklamak istiyor. Islamci kadin basörtü takmayacak, yahudi genci sapkasini, hiristiyan da hacini. Din, dil, soy, kültür  ayirimina bakmaksizin kim olursa olsun okul laik devletin nötral bir kurumudur herkese esit derecede hizmet vermesi gerekiyor.

Chirac devamla dünya görüsü nötrali fransiz toplumunun temel direklerindendir diyor ve ekliyor: „ CINS ESITLIGI VE KADINLARIN ONURU sözkonusudur.” diyor. Fransa’da 5 milyon müslüman yasiyor.

Chirac gibi bir muhafazakar bunlari deyince ben bir  demokrat, yesilci olarak kendimden utaniyorum, cünkü bizim ülkemizde kadinlar sadece basörtü takmiyorlar, kadinin hic bir hakki yoktur.

Bence Uzay, iletisim Caginda kim kilik-kiyafetle ugrasiyorsa o ilkeldir. Insanlarin uzaya ciktigi bir dönem de birilerinin kadinlarimizin etegi ve basörtüsüyle ugrasmalari anlasilmazdir.

Kadin, birey inancin da, düsüncesin de ve giyimin de tamamen özgür olmalidir. Bu düsünce elbette Chirac ve Kemalistler ile celisiyor ama ben sahsen özünde basörtüye karsi degilim, cünkü bilerek, severek giyinene saygi duyarim. Baski olmasin, zoraki olmasin.

Kadin abeysi, kardesi, babasi ve komsusu söyledigi icin degil, kendisi istedigi icin, kendisi karar verdigi icin, onu takmaya inandigi icin takiyorsa kimsenin birsey demeye hakki yoktur. Herkes kilik-kiyafetinde özgür olmali ve bütün herseyiyle var olmalidir!

Alan Lezan, Berlin – 25. Mayis 2000

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: