Milliyet ve Din

Ben daha önce Kürdistani forumlarda Kürdistan ile ilgili her şeyin tartışılmasından yanaydım. Fakat yapılan tartışmalardan gördüm ki “DİN” tartışması çıkmaz sokaktır.

İnanmak duygusaldır. İspatlanmayan, delili olmayan yine de mutlak görülen kesinlik kazanma, ikna etme biçimine denilir. Kim neye inanıyorsa inansın, birey inancında tamamıyla özgür olmalıdır, fakat hiçbir zaman kendi inancını diğerlerine empoze etmeye kalkmamalı, yani misyonerlik yapmamalıdır!

Din özgür insanın kişisel tercihidir, onun için politikadan, devletten ayrılmalıdır, ona alet edilmemeli, insanın duyguları sömürülmemelidir. Bu konuyla ilgili yazdığım “Laisizm ve Klerikalizm!” başlıklı yazımı okumanızı rica ediyorum.

Bu yazıda sadece bizim din sorunumuz değil, MİLLİ, yani DEVLET ve TOPRAK sorunumuz olduğu üzerinde durmak istiyorum.

Bazı arkadaşlar Kürdler henüz bir millet değildir ve millet olmadıkları içinde ulusal birliğini sağlayamıyorlar diyorlar. Bu bence doğru değil. Diğer ülkelerde ve milletlerde (uluslarda) olan her şey Kürdlerde de vardır. Bir milletin millet olması için kendine özgü dilsel, dinsel, milli, gelenek, örf, adet, ahlaki, kültürel, ekonomik, hukuki, askeri ve politik şekilleniş olur ve tüm bunlar Kürdlerde de var ama ne var ki Kürdlerin ülkesi işgal altındadır.

ULUS, diğer tanımıyla; her sınıf ve tabakadan insani içeren insan topluluğudur. Biz ULUSAL BİRLİK deyince bütün bu insanlar düşmana karşı birlikte hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz, çünkü bir ULUSUN çıkarları tüm bu kişisel, partisel, örgütsel çıkarların üstünde ve ötesindedir.

Mücadelemiz Kürdistan’daki bütün dinleri, sınıf ve tabakaları kapsadığından kimin hangi dine inandığı belirleyici olmamaktadır. Asıl önemli olan büyük Kürd davasına inanmaktır. Bu nedenle LAİZİZM esas alınmalı KLERİKALİZM reddedilmelidir. Aslında DİN tartışmaları anlamsızda olsa yapıcı bir tartışmanın kimseye bir zararı yoktur tabi.

Milliyetçilik veya Ulusçuluk, kendilerini birleştiren dil, din, tarih veya kültür bağlarından bir üstyapı oluşturabilmiş sosyal birikimlerin adı olan millet veya ulus olarak tanımlanan bir topluluğun yaşama ve ilerleme ülküsünün toplumların ve insanlığın gelişmesini sağladığına inanan görüştür.

Milliyetçilik, ulus idealine bağlılığın, evrensel ilkelere bağlılık gibi ya da bireyin hak ve özgürlükleri gibi evrensel zenginliğin artmasına katkıda bulunan sosyal soyut yapılardandır.(Wikipedia)

Bir İNSAN nasıl ki dogmadan önce anne ve babasını, akrabalarını vs. seçme olanağı yoksa MİLLİYETTE aynen öyledir. Fakat DİN başkadır. Her ne kadar doğduğumuzda anne ve babamızın dinini alıyorsakta dini sonradan insanın sosyalizasyonuyla birlikte değiştirmek mümkündür. Ama MİLLİYETT değiştirilmez. Bir Kürd Türkiye’de ben Türk’üm dese de herkes onun aslında Kürd asıllı olduğunu bilecektir. Bu örneğin Avrupa’daki göçmenler içinde geçerlidir. Ben örneğin Alman Vatandaşı bir Kürd’üm. Tabii senelerce burada yasadığım için artık almanda sayılırım ama Almanların çoğu beni “gerçek” bir Alman olarak görmüyorlar.

Bir örnek verelim;

Bundan birkaç yıl önce benim yolum San Francisco’ya düşmüştü. Tramvay durağında bir Amerikan ile tanıştım. Adam bana dedi ki; “Senin aksatın Almanlar gibi, sen nereden geliyorsun?” Ben de şakadan dedim ki; “Ben Almanım!” Adam; “Yok, olmaz!” dedi, “Sen Alman değilsin, senin orijinalin nedir?” Ben de; “Ben Kürd’üm Orta Doğu’dan geliyorum,” deyince, Adam; “Benim orijinalim İrlanda’dadandır. Bundan 200 yıl evveli benim dedelerim İrlanda’dan Amerika’ya gelmişler,” vs. şaşırdım kaldım ve bunun üzerine gerçekten çok düşündüm.

Almanya’da 1933-45 yılları arasında Naziler kimin Yahudi, kimin Alman olduğunu bire bir ispat ettikten sonra Yahudileri gaz ambarlarından soykırımdan geçirdiler. Böyle bir şey bir daha olur mu bilemeyiz ama Almanya’da kimin nereden geldiği kayıtlıdır ve biliniyor. İsterseniz bundan 1000 yıl evveli dedeleriniz gelmiş olsun. Ben de Alman pasaportumu aldığımda milliyetimi “Kürd” diye yazdım ve kabul ettiler.

Tamam, milliyet “irk” değil, (dünyadaki bütün insanlar Homo Sapiens soyundandırlar), ama siz domuz eti de yeseniz, birada içseniz, mükemmel Almanca konuşup tam entegre de olsanız Almanlar size yine “Deutsche mit Migrationshintergrund” diyecekler. Yani “Göcmen kökenli Alman.” Sizi tüm bunlardan dolayı “gerçek bir Alman” olarak kabul eden çok az Alman vardır.

Konuyu biraz dağıttım ama sanırım demek istediğim anlaşılmıştır. Kürdseniz, Kürdlügünüzü kabul edeceksiniz ki belirleyici olan zaten MİLLİYETİNiZDİR. Yoksa kimin hangi dinde olduğu, hangi müzik dinlediği, hangi alt kültürü yaşadığı düşman için belirleyici olmuyor.

Bu bağlamda insanlığın iki büyük yalanı var:

  1. Ümmetçilik (Din kardeşliği)
  2. Halkların kardeşliği

Kardeş aynı anne ve babadan doğanlara denilir. Öz kardeşlerin birbirine kazık attığı, insanın kendi kardeşine, akrabasına, anne ve babasına güvenmediği bir dünyada, yabancıyla nasıl kardeş olur? Anlamak zor… Ama halklar arası ilişkiler “kardeşlik” ilişkileri değil, tam tersine ÇIKAR ilişkileridir. Bu anlamda bütün insanların kardeş olduğunu söylemek ayni zamanda ensest olduğu için bence tam sapıklıktır.

Bu nedenle: Başarı sağlamak için bizim dinimiz, ideolojimiz, imanımız, kitabimiz Kürdistan olmalıdır. Evrensel olmanın ön kıstası ilkin milliyetine sahip çıkmak ve milli kimliğinle evrensel diğer kültürler arasında yer alabilmektir.

Alan Lezan, Berlin – 26 Subat 2004

 

 

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: