Kürdlerde Ulusal Bilinç!

Kürdlerde Orta Doğu’da Arap, Fars ve Yahudiler gibi dili ve kültürüyle homojen bir halk olmasına rağmen tarihlerinde ULUSAL birliğini sağlayıp bağımsızlığına kavuşamamışlardır. Kürd tarihinde 162 yıl önce Botanlı Emir Bedir Xan gibi şahsiyetler Kürdleri bir çatı altında birleştirip bağımsızlaştırmak istedilerse de sömürgecilerin silahlı güçlerine yenik düşerek başaramadılar. Ehmedê Xanî gibi entelektüeller de her ne kadar bağımsız Kürdistan’ın gereğini şiirler ve yazılarında dile getirdilerse de bütün Kürdleri ayaklandıracak ve harekete geçirecek güçleri yaratamadılar.

Gecen yüzyılda Şeyh Said, Seyit Riza, Berzenci, Barzani vs. önderlikle 50ye yakın ayaklanmalarda bu nedenlerden dolayı başarıya ulaşamadı, çünkü tüm bu ayaklanmalar bütün Kürd halkını kapsamadı ve aşiretlerle, partilerle (parçalarla) sınırlı kaldı.

Türk Başbakanı Süleyman Demirel biz 28 Kürd ayaklanmasını nasıl bastırdıksa 29’cusunuda, yani PKK hareketini de öyle yeneceğiz diyordu. Buna karşın Kürdler ulusal birliğini oluşturacaklarına birbirlerini karalayıp öldürüyorlardı.

Bu ayaklanmaların başarısız olmasının asıl nedeni Kürdlerin hem dağınık hem de düşmanlarının güçlü olmasından kaynaklanıyor. Yani ULUSAL BILINÇ bazı Kürdlerde (Emir Bedir Xan’dan beri) yeterince vardı, fakat genel olarak Kürdlerin büyük çoğunluğunda yoktur. Oysa Kürdler de binlerce yıllık tarihlerinde bölgeleriyle et ile kemik gibi kaynaşan bir halk gerçeği vardır.

TC’nin 100 yıllık katmerli asimilasyon politikası dahi Kürdleri asimile edememiştir. Bugüne kadar asimile edilemeyen Kürdleri bundan sonra asimile etmek mümkün değildir. Zaten dünya ve bölge halkları tarafından tanınıp kabul gören Kürdleri, Türk sömürgeci zihniyette bir gün mutlaka kabul etmek zorunda kalacak ve asimilasyon politikasından vaz geçecektir. Bu elbette kendiliğinden olmayacak, bu esas olarak Kürdlerin ulusal ve politik mücadelesine bağlıdır.

Selahaddin Eyyubi Kürd tarihinde bir istisna oluşturuyor. Kürdleri, Arapları ve diğer Müslüman halkları birleştirip haçlı seferlerine karşı savaştıran ve Suriye gibi Arap ülkelerini yaratan Selahaddin Eyyubi Kürdlük adına değil, bizzat İslam adına hareket etmiştir. Eyyubi’de Kürd ulusal bilinci değil, İslam bilinci hâkimdi.

Bazı Kürdler kültürün gelişmesi, asimile olanların tekrar kültürleriyle tanışması sonucu ulusal bilincin gelişeceğini ve dolayısıyla ulusal birliğinde kendiliğinden olacağına inanıyorlar. Bu bir yanılsamadır. Çünkü hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Ulusal birlikte, ulusal bilinç gibi belli bir çalışmanın ürünüyle olur. Ve ulusal bilinç ismi üzerinde “bilinç” ile olur, dil ve kültürle değil. Dil ve kültürün katkısı elbette büyüktür, fakat gördüğümüz gibi Kürd kültürünü yaşayan, Kürdçe konuşan bir KDP’li veya PKK’li yan yana gelip ortak amaç için çalışmaz ve ayni cephede sömürgecilere karşı savaşmazlar.  Aynı kültüre ve dile sahip bu Kürdler birbiriyle çalışmamalarının, birbirlerini karalamalarının, dışlamalarının tek nedeni ulusal bilincin olmayışından kaynaklanıyor. Eğer Kürdlerde ulusal bilinç olmuş olsaydı bu gün Kuzey Kürdistan’ın yarısı (70 milletvekili) AKP gibi ırkçı ve despot Kürd düşmanı bir partiyi seçmezlerdi. Eğer Kürdler de ulusal bilinç olsaydı Kürdlerin oylarıyla Türk parlamentosuna giren ve biz Türkiye partisiyiz diye bas bas bağıran HDP gibi bir partiyi seçmezlerdi.  Eğer Kürdlerde ulusal bilinç olmuş olsaydı bugün Güney Kürdistan’da iki uçlu peşmerge olmazdı. Eğer Kürdler de ulusal bilinç olmuş olsaydı Kürd partileri Kürd ulusunun çıkarlarını; her türlü parti, kurum, kuruluş, örgüt ve kişilerin çıkarlarının üstünde ve ötesinde olduğunu bilince çıkarıp ona göre hareket ederek örgütlenirlerdi. Eğer Kürdler de ulusal bilinç olmuş olsaydı, Kürdlerin solcusu, milliyetçisi, dincisi sabahtan aksama kadar birbirlerini rencide edip bütün enerjilerini birbirlerine karşı harcamazlardı, bilakis ittifaka gider kendi kurtuluşu için harcarlardı vs. vs.

Kuzey Kürdistan örgütlerinde görüldüğü gibi asimile olmuş, Kürdçe bilmeyen Kürd kültürüyle tanışmayan birçok Kürd bu örgütlerin sempatizanı ve militanıdır. Politik ve ulusal bilinç olunca insan hak ve hukuktan, insan haklarından, adaletten yana taraftar oldukça etnik köken hiçbir anlam ifade etmiyor. Bu bağlamda Kürdistan’da yaşayan bütün halklar hep beraber seferber edilmelidir.

Etnik kökeniyle kaynaşmış milyonlarca Kürd, politize olmadıklarından “asimile” olanlar (Kürdçe bilmeyenler) kadar aktif olmadıkları da bir gerçek. Bunun bilinen başka nedenleri de vardır. Eğitim seviyesi, feodalizmin etkisi ve saire.

Asıl önemli olan asimile olup olmamak değil, politize olup olmamaktır. Politize olmak demek kendi hakları için örgütlü mücadele etmek demektir. Ulusal bilinç ise bir ulusun bireylerinde, ulusun bir parçası ve ona bağlı olma ülküsüyle oluşan bilinçtir. Kürdlerin büyük kesiminde ne ulusal bilinç vardır, ne de politize olmuşlar. Zaten Kürdlerin çoğu Kürdistan’ın nerede olduğunu dahi bilmiyorlar.

Kürdler maalesef geldikleri aşamada yine darmadağınık ve böl-yönet politikalarının kurbanıdırlar. Güney’de federasyonlaşma varken Kürdler ulusal birliğini oluşturup statükoculuğu kırıp Lozan antlaşmasını yırtarak Kürdistan’ı 4 parçaya bölen ülkelere tam bağımsızlığı ya da federasyonu dayatamıyorlar. İşte bunu yapmak için ulusal ve politik bilinçle donanmış, ulusal birliğini sağlamış, Kürdistan’ın çıkarlarını en üst düzeyde tutan Kürdler ile olur. Şu an Kürdlerde belli bir potansiyel ya da güç var ama ulusal birlik ve doğru önderlik olmadığı için başarıda sağlayamıyorlar.

Alan Lezan, Berlin – 14. Eylül 2004

 

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: