Uzay, Iletisim Caginda Kürdler!

Bu yazida sadece kapitalist-„emperyalist” ülkelerdeki burjuva demokratik toplumu icerisinde dogan modern, post-modern ve hiper-modern toplumlari inceleyerek Kürd toplumunu, insanini bu toplumlar ile kiyaslayarak ve bunlarin su an uzay, iletisim, dijital ve demokratik devrimler cagi olan cagimizda Kürdler acisindan ne anlama gelecegi üzerinde bazi tezler ileri sürmeye calisacagim.

Marxistler  ‘bütün insanlıgın tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir’ diyorlar ve  bu siniflari söyle siralarlar;

1.0 Komünal toplum
2.0 Köleci Toplum
3.0 Feodal toplum
4.0 Kapitalist toplum
4.1 Modern toplum
4.2 Postmodern toplum
4.3 Hipermodern toplum
5.0 Demokratik, uzay ve iletisim toplumu
6.0 Modern sosyalist toplum
7.0 Komünist toplum (süper modern komünal toplum)

4.1 MODERN TOPLUM

4.1.1 YENI ZAMAN I (1765-1917)

Kapitalizme gecis endüstri ile, yani makinalarin bulusu ile basliyor. 1769′da sir Richard Arkwrite (1732-1792) ilk dikis makinasini ve 1765′te otomatigini tanitirken, 1765′de James Watt buhar ile calisan ilk treni takdim ediyor.

Bu teknik buluslar sadece kapitalist bir toplumun baslangici degil, ayni zamanda modern dedigimiz toplumun da baslangicidirlar. Tarlalardaki köylüler yok olurken, yani feodalizm cözülürken üretim araclarida kendisini degistirerek günümüze dek gelisiyor.

 

Feodal toplumda insan en azinda Aga denilen ve kendisini sömüren bu insani bizzat görürken, kapitalist toplumda harfler ve makinalar ile karsi karsiya geliyoruz. Örnegin BMW veya DAIMLER&CRYSLER vs. gibi artik insan olan Agalar degil dev firmalar vardir. Marx bu evrime insanligin en büyük yabancilasmasidir diyordu, cünkü sömüren sanki insanlar degil o isimler veya makinalardir. Oysa makinalar, ya da bilgisayarlar vs. sadece birer üretim araclaridirlar. Bunlar bugün var, yarin eger ihtiyac duyulmasa ki -öyle olacaktir- cöpe atabilir ya da regenere edebiliriz. Bilgisayar gibi örnegin bir üretim aracinin „insan” olmasi vs. su an mümkün görünmesede, onun „insan” olabilecegini düsünmek mümkündür. Anlasilan bu tür üretim araclari ileride de muazzam gelisecektir, fakat ilkin birer üretim araclari olarak kalacaktir.

Teknigin bulusu her ne kadar kapitalist ülkelerde olmussada bu bir insanlik bulusudur, yani yukarida da görüldügü gibi kapitalizmin bulusu degildir. Nasilki ilk tekerlek, yazi, din vs. sadece mesopotamyali ya da sümerlere ait olamiyorsa, bilgisayar dahil tüm üretim araclarida herhangi bir kisiye veya topluma ait olamazlar. Bu baglamda var olan hersey; günes, doga, su, hava vs. gibi hepimizindir. Bilgi bilgiden üretildigi icin insanligin ORTAK bir degeridir.

MODERN kelimesi GENELde “YENI” anlamina gelirken ÖZEL’de STIL (uslub, tarz) anlaminda yanlis olarak kullaniliyor, cünkü yeni olan hersey modern olmadigi gibi, stil olarak modern olan herseyde yeni degildir.

Yukarida da görüldügü gibi MODERNIZM 17. yüz yilda makinanin bulusu ile basliyor. Yani asil baslangic “yeni” olan bir “bulustur”. Bu bulma ya da bilmenin (BILIM) özü PROGRESSIFtir! Örnegin bütün BAUHAUS’cular komünist olmalarina ragmen gerek sanatda gerekse mimarlikta büyük islere imza atarak halen kapitalist toplumda her yerde anilmaktadirlar ve de anilacaklar (Bkz: Bauhaus; Hannes Meyer, Oscar Niemeyer, Walter Gropius, El Lisstzky), cünkü bu insanlari o döneme ait düsünceleri ve eylemleri halen gecerli. Bunlarin büyük bir kismi nazi döneminde (1933-1945) ülkeleri Avrupa’yi terk ederek Amerika’ya yerlestiler. Örnegin Berlin’de yeni National Galeri’yi yapan Mies van der Rohe ya da George Grozs gibi insanlar ki, Georg Grozs Nazi’lerden en cok nefret edenlerden biriydi.

“Modernistler” utopyacidir. Bu onlarin en büyük özelligi olan progressifliginden ileri gelir. Bir insan vizyonsuz yasamaz denilir ve hep ileriye dogru ümid dolu bakilir. Örnegin 19.yy baslarinda ve ikinci dünya savasi sonralarinda “modernistler” herkese kösk diyerek kocaman sehirler vesaire yaptilar. Her isciye ve ailesine iyi bir daire, sicak su, havalanmis, balkonlu, günesli vs. apartmani olmalidir diyerek örnegin Berlin’deki korkunc sehirler yapildi. (Gropiusstadt, Mearkisches Viertel, Siemensstadt, Brasilia vs.)

Bu korkunc sehirlerin hepsi cok iyi niyet altinda SPD (Sosyal Demokrat Parti) döneminde yapildi.

“Modern” toplum dönemini (1765-1970) kisaca söyle özetleyebiliriz:

  • Sehir düsüncesi CITE olarak endüstri olmadan önceye düsüyor.
    Endüstri toplumu gercek sehirlesmeyi öldürüyor, cünkü bireyi halk olarak tanimlamayi öldürüyor, onun yerine insani insana yabancilastiran isci = sosyal sinifi koyuyor ve tüm bu nedenlerden dolayi MODERN TOPLUM olusuyor. Bu olusuma sosyolog Bart Lotsma “IYI – KÖTÜ” zitlarin dönemi diyor.

4.1.2 YENI ZAMAN II (EKIM DEVRIMI 1917-1945)

  • isci mahleleri – zengin mahleler
    Dogu (sosyalist) – Bati (kapitalist)

4.1.3 „YENI MODERN” (1945-1960)

  • Kuzey (zengin) – Güney (fakir)
    Sag – Sol
    Punks – Skins
    Progressif – Konservatif (muhafazakar)
    Bogota ve Mexiko City’de zengin ve fakirler arasinda inanilmayacak derecede büyük gerginlik, öyleki caddeleri kullanmak dahi zorlasiyor.
    68 hareketi
    Sexuell devrim
    Vietnam savasi
    RAF, ETA, RB (emperyalizme karsi savas)
    CIAM’in IDEALLERI (Congres Internationaux d’Arciteckture Moderne)
    Le Courbusier’in « günes, alan ve yesillik » teorisi vs …

Görüldügü gibi Modernistler vizyonlu ve radikal birseyler degistirmek istiyorlar. Herkes kendi bölgesinde sosyal ve politik homojenligi yaratma cabasi icerisindeydi. Proleter bölgeler sehir kenarlarinda olusmaya basliyor. Bunlar secimlerde sol secerken, sehir merkezindekiler sagi secen burjuvalardir.


4.2 POST-MODERNIZM (1960-1980)

1970′lere gelindiginde modernistlerin büyük kisminin rüyalari kirilmis, adeta viziyonsuzlasiyorlar. Öte yandan kurulan bütün sehirlerde suc isleyenler, hirsizlik, yagmacilik kriminalite vesaire had safhaya yükseliyor. Bu ve buna benzer nedenlerden dolayi örnegin 15. Temmuz 1972 saat 12,32′de St. Lous/Missouri’de modernistler tarafindan yapilan bir kac bina yikiliyor. Charles Jencks bu tarihi modenizmin sonu olarak acikliyor ve Post-Modern denilen, yani modern toplumdan sonra gelen (post = sonra) toplumu deklare ediyor.

Bu topluma GENERATION – X (generation = nesil, kusak) da deniliyor.

Modernistler bilimsel yol ile Galille’den beri doga ve evreni aciklama pesindeyken, post-modernistler buna, yani bilime bizzat itiraz ederek doganin matematiksel formüllere indirgenmesinin, doganın cesitliligini ve zenginligini gözardı etmek oldugunu söylüyorlar ve özünde pessimist daha dogrusu nihilisttirler. Birinci dünyada (ABD, Japonya, Avrupa) postmodern düsünce bircok insanda güncel yasam haline gelmistir.

Post-modernizm ideolojisi sosyalizme, hümanizme, özgürlüge, evrensellige, akilciliga düsmandir ve bu düsüncenin asil babasi Friedrich Nietzsche’dir. Hitler’in Nietzsche’ye sempatisi postmodernist düsüncelernden dolayidir.

Modernizm; aydinlanma, progressif, modernlesme, akilcilik, ilerleme, avantgart, yenilik ve bilim gibi toplumsal projelerin adi iken, post-modernizm’de hem gericilik, hemde ilericilik vardir. Ilerici yönü örnegin bireyin özgürlügünde radikaldirlar. Gerici yönü akilciligi (us) bilimi, bilgiyi elestirerek insanin özgür olacagina inanirlar. Post-modernistler diyalektige karsidirlar Marx ve Hegel’i sevmezler. Bilim ve akilciligi vs. elestrilmesi gerektigini düsünüyorlar.


4.3 HIPER-MODERNIZM (1980)

Hiper-modernistler hayat devam ediyor ve durmak yok diyorlar. Post-modernistlerin tam tersine « modern » toplumda yapilan tüm hatalarin düzeltilmesi gerektigini savunuyorlar. (Bkz: Roemer van Toom) Hiper-modern modern toplumu modernize etmekte diyebiliriz.

Modern topluma karsi bir « anti-tez » olarak dogan bu ölü „post-modernist” düsünceleri (ca. 1970-1980) rahatlikla cöpe atabiliriz, cünkü post-modernizmin bütün argümanlari özünde gerici ve bilime karsidir. Insanin durmasi diye birsey olamaz. Modern moderndir, kendisini istegimiz disinda olsa dahi regenere edip gelisecektir. Bu gelismenin önünde dialektik geregi kimse duramaz. Fakat diger yandan modernizme bir antitez olarak cikmasi kacinilmazdi ve dogaldir.

Bu baglamda bunlar üzerinde kafa yormak da kuskusuz gereklidir. Buna ragmen modernizmin ideallerine dört elle ile sarilip modernize etmeye (hiper-modern, ya da süper-modern) calisarak demokratik devrime dogru yol almak gerekiyor.

Kürt Özgürlük hareketi su an dünyada en aktif ve perfekt örgütlü bir toplum haline gelmistir, fakat bir cok seyde post-modernizimin etkisi altinda kaldigindan kendini muazzam modernlestirememis, feodalizmi yerle bir edememis, en büyük devrimi kendi icerisinde yapamamis, sanki herseyi yeniden bulmak, tekerlegi yeniden icad etmek gibi bir konuma düserek avantgardesini, en progressif insanini yaratmasi yerine kriz üzerine kriz geciriyor.

KDP/YNK PKK’nin ABD ve Israil’e dayanarak Kürdistan’da dünyanin en modern sehirlerini, toplumunu yaratma sansi Kürdlerin eline gecmisken, Kürdlerin halen bölük pörcük olmalari ulusal düsünememeleri anlasilir degildir.
Bence fantezinin önündeki bütün engeller kaldirilmali, ilkin ulusal birlik ve sonra muazzam calisilmadan ezilmislikten, post-modernizmin zehirinden kurtulmak mümkün olmayacaktir.

Hiper-modern bir toplumu yaratmanin olanaklari her yönüyle önümüzde duruyor.

Asil önemli olan olmayani olmak kilmak, kadercilik vb. herseyden kendini kurtarmak, bilime dört el ile sarilmaktir. Kürdlerin diger dünya insanlarindan eksik hic bir seyi yoktur. Kürd gelistikce, özgür ve bagimsizlastikca sömürgecilik, despotizm, feodalizm ve gericilikte gün be gün yavas yavas yikilip tarihten yok olup gidecektir.

Kaynakca:

  • ARCH+ 139/140; „30 Jahre ARCH+”
    ARCH+ 143; „die Moderne der Moderne”
    ARCH+ 146; „die Debatte zu ARCH+ 143″
    ARCH+ 158; „Houses on Demand”

Alan Lezan, Berlin – 25. Subat 2005

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: