Kürdistan Neresi?

Kürdistan, Orta Doğu’da 550 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip, 1923 Lozan Antlaşması’yla 4 parçaya bölünmüş bir ülkedir.
Kürdistan, coğrafi ve kültürel bir kavram olarak tarih boyunca Kürdlerin yaşadığı dağlık ve ovalık bölgeleri kapsar; modern dönemde bu alanlar Türkiye, Irak, Suriye ve İran devlet sınırları içinde kalmıştır.
Tarihsel dönemeç: Lozan ve sonrası
Birinci Dünya Savaşı sonrası düzenlemeler, özellikle 1923 Lozan Antlaşması, Kürdlerin kendi devletini kurma taleplerinin uluslararası düzeyde karşılanmamasına yol açtı; böylece Kürd nüfus farklı yeni devletlerin sınırları içinde kaldı ve işgal edildi. Bu durum, Kürd siyasal taleplerinin ve kimlik tanınmasının önünde uzun süreli engeller oluşturdu.
Dört parça ve güncel statüler
- Güney (Irak tarafından işgal ve ilhak edilen parça): 1991 sonrası uygulanan koruma bölgeleri ve 1992’de kurulan Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KRG) ile Güney Kürdistan Araplar ile federasyon; yani kendi parlamentosu ve hükümeti vardır.
- Kuzey (Türkiye tarafından işgal ve ilhak edilen parça): Türkiye sınırları içindeki Kürd nüfusun statüsü, merkezi devlet politikaları ve güvenlik yaklaşımları nedeniyle tartışmalı ve hak talepleri açısından sınırlıdır.
- Batı (Suriye tarafından işgal ve ilhak edilen parça) ve Doğu (İran tarafından işgal ve ilhak edilen parça): Suriye ve İran’daki Kürd toplulukları da farklı derecelerde siyasi temsil, kültürel haklar ve baskı deneyimleri yaşamaktadır. Lozan sonrası ve sonraki devlet politikaları bu durumları etkilemiştir.
Haklar, baskılar ve ekonomik kaynaklar
Tarihsel olarak Kürd toplulukları çeşitli dönemlerde asimilasyon, zorla yer değiştirme, askeri operasyonlar ve insan hakları ihlmleriyle büyük baskılarla karşılaşmıştır; bu deneyimler hem kültürel hem de ekonomik adaletsizliklere yol açmıştır. Kürd bölgelerinin doğal kaynakları (petrol, su, tarım arazileri vb.) hem bölgesel hem de ulusal düzeyde siyasi ve ekonomik çatışma konusu olmuştur.
Kürdlerin Arap, Fars ve Türkler ile (Farslarla dil ortakligindan baska) hiçbir ortak yani yoktur.
Görüldügü gibi Kürdistan kendi başına bir ÜLKE, Kürdler ise kendi başına bir ULUStur. Arap, Fars ve Türkler Kürdistan’da sadece işgalcidir. Bu milletler Kürdlerin zenginlik kaynaklarını son 100 yılında sömürmekle kalmamış, Kürdlere inanılmayacak derecede baskı, zulüm, işkence, sürgün, hapishane uygulamışlar ve halende uyguluyorlar.
Kürdistan’ın Güney’i (Irak tarafında işgal ve ilhak edilmiş parça) 1992’de itibaren özgürdür ve orada Araplar ile federasyon vardır ama bu federasyon istenildiği gibi işlemiyor. Araplar orada Kürdlere yasamı zehir ediyorlar.
Bu nedenle Kürdlerin yapacağı tek şey organize olup Kürdistan’ı bütün parçaları birleştirerek tam özgür ve bağımsız olmaları gerekiyor.
Kürdler özgür ve tam bağımsız olmadıkları sürece; baskı, zulüm, acı, işkence ve sefalet son bulmayacaktır.
Burada esas olan Kürdlerin kendi zenginlik kaynaklarına sahip çıkmalarıdır. Zaten Kürdlere ne olduysa bu zenginlik kaynakları yüzünden oldu, çünkü Kürdlerin ne acılar çektiği sömürgecilerin umurunda değil. Nasıl olurda Kürdler zengin ülkelerinde en kötü fakirliği ve sefaleti yaşıyorlar? Hak, hukuk, adalet bu mu?
Alan Lezan | 25.06.2022