Civitas!

TOPLULUK: Insan sosyal bir varliktir. Cirilciplak dünyaya ayak basan bir insanin bebeginin yanliz yasama sansi yoktur. Böylesi bir bebegin bir anne vaya babaya ihtiyaci vardir. Bu zaruri birlesmeye aile kurumu ya da toplulugu deniliyor. Bir dernek toplulugu ya da ayni görüs cercevesinde birlesen spor veya baska aktivite topluluklarini da sayabiliriz.

TOPLUM toplulugun bir üst kademesidir. Asiret, etnisite örnegin birer toplumdurlar. Toplumda insanlar kendi yandaslari ile birlesmis bilinclice ortak amaca yürümeyi esas almistir. Üretim araclari, din, dil, töre ve adetlerin kurumlasmasi toplumlarin en büyük özellikleridir. Politik, sosyal ve ekonomik olarak beraber yasiyan insan topluluguna da denilir. Bir Portekiz, Alman, Ingiliz veya Kürd Toplumu gibi.

SEHIR: Latince CIVITAS, Pazar ya da alisveris merkezi anlamina gelirken, fransizca CITE ve Ingilizce CITY ise yunanca POLIS anlaminda kullaniliyor: CIVITAS haric digerlerinin asil amaci sosyal organizasyon ve mekanliga bicim vermek ve toplumun politik görüsünü ifade etmektir. Örnegin AKROPOLIS SEHIR-DEVLET anlamina da geliyor.

Sehirler ticaret ve pazarin olmasi nedeniyle doguyorlar.

Sehir kelimesinin ya da sehir toplumunun dogusu politik toplum, daha dogrusu geleneksel toplumdur. Bu su anlama geliyor:

SEHIR = ÖZGÜRLÜK

ORTACAGDA SEHIR DENILDIGINDE ILK AKLA ÜNIVERSITE, YENI POLITIK DÜZEN; YENI DÜSÜNCELER, ÖZGÜR HAREKET ETME, ÖZGÜR INITIATIVE VE HERSEYDEN ÖNCE TICARET ÖZGÜRLÜGÜ (PAZAR) GELIRDI. TAMDA BU ZAMANDA PAPAZLARIN DINI GERI TEPIYOR VE HEM LAIZIZM DOGMUS OLUYOR HEM DE INSAN HAKLARI = CITOYENNETE.

DEVLET: Latince status = durmak, nüfus, durum, hal, vaziyet, anayasa, yasama hali, onur anlamina geliyor. Sehir bir ticaret merkeziyken, devlet bir kontrol kurumudur ve insan haklarindan sorumludur.

SEHIR-DEVLET-LAIZIZM-INSAN HAKLARI (= CITOYENNETE )’nin orta-caga denk gelmesi tesadüf degildir. Bilindigi gibi orta cagda büyük din baskisi vardi. Laizizmi savunanlar RADIKAL Kilise ve devletin ayrilmasini istiyorlardi.

Özetlersek: Ilkin topluluklar, sonra toplum ve sehirler (pazar-ticaret) derken devlet olusuyor. Hiristiyan dinsel baskiya karsi tepkiden laizizm ve insan haklari ile karsilasiyoruz.

Laizizm yukarida da belirtildigi gibi dinin devletten koparilmasini RADIKAL isteyenlere denilir. Türkiye ve Kürdistan’da böyle bir akimin olmayisi üzücüdür. Buna karsin Sekularizm (latince saecularis) kilisenin egemenligine son verip doga ve insani üniversell incelemeye denilir. Örnegin Renaissance’da sanat kilisenin himayesinden cikarilarak bizzat halki temsil eden devletin himayesine sokuluyor.

CIVITAS, yani SEHIRler Devletlerin aynasidir. Istanbul ve Ankara’yi örnegin bir New York, London, Paris ile kiyasladigimizda Istanbul ve Ankara’nin pek de gelismedigini görüyoruz.

Diger yandan Amed’i Istanbul; Paris, London ve New York ile kiyasladigimizda Amed’in cok, cok daha gerilerde oldugunu görüyoruz. Amed sahipsizdir ve devleti olmayan bir ulusun sehiridir. Onun icin cok fakir ve bakimsizdir. Bu politik bir olaydir.

Bir laik ve demokratik Kürd devleti olsaydi Amed böyle mi olurdu? Hepsinin elbette kendilerine göre bir hikayeleri vardir. Fakat bilim ve demokrasinin gelismedigi, laizizm ve sekularizmin, insan haklarinin olmadigi bir despot devletin egemenligi altindaki sehirler ve insanlar gelisebilir mi? Bunu ben sadece TC icin demiyorum, bu bütün Orta Dogu, Asya’nin bir kismi ve Afrika icinde gecerlidir. Sadece bu nedenlerlede olsa Kürdler laik, demokratik devletlerini kurmalidirlar.

Yukaridada görüldügü gibi, ilkin TOPLULUK, sonra TOPLUM, daha sonra SEHIR ve DEVLET olusuyor. Bir TOPLUM olan KÜRDLERin DEVLETlesmesi tarihin dayattigi bir zorunluluktur.

Alan Lezan, Berlin – 22 Subat 2004

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: