Birbirimizi suçlamak ve yakınmak yerine, el ele verelim

Birbirimizi suçlamak ve yakınmak yerine, el ele verelim;
birlik olup kendi devletimizi kurarak özgür bir geleceğe yürüyelim…

Aslında bu konular üzerine yazmayı defalarca bırakmaya karar verdim.
Ama sosyal medyada gördüğüm tartışmalar, boş kavgalar ve birbirini tüketen sözler beni yeniden yazmaya zorluyor. Çünkü biliyorum ki bu tartışmaların çoğu hiçbir yere varmıyor; insanlar gün boyu “senin partin, benim partim” diyerek birbirleriyle uğraşıyorlar.

Oysa ülke işgal altında.

Ve işgale karşı omuz omuza vermeleri gerekirken, en büyük savaşı
kendi içlerinde, birbirlerine karşı veriyorlar.
Bazı arkadaşlar “boşver Kürdleri, onlardan bir şey çıkmaz” diyor.
Bazen ben de bu umutsuzluğa kapılıyorum.

Evet, Kürdler sömürgeciler tarafından beşe bölündü.
Ama daha acısı şu ki, kendi içlerinde de beş-on parçaya ayrıldılar.
Her parça kendi doğrusunu mutlak doğru sanıyor,
her grup kendi küçük dünyasında haklılık arıyor.

Oysa tarih bize şunu defalarca gösterdi:
Bir halk ancak “birlik olursa” ayakta kalır.
Bir halk ancak “ortak hedefe yürürse” özgürlüğünü kazanır.
Bir halk ancak “kendi iç kavgasını bitirirse” dışarıdaki düşmanla mücadele edebilir.

Bugün Kürdlerin en büyük eksikliği güç değil, cesaret değil, akıl değil — kalıcı birliktir.
Birlik olmadan devlet kurulmaz.
Birlik olmadan özgürlük gelmez.
Birlik olmadan gelecek kurulmaz.

Bu yüzden soruyu şöyle sormak gerekir:
“Bunlardan bir şey olur mu?” değil,
“Biz ne zaman birbirimize güvenmeyi öğrenip ortak iş yapacağız?”

Çünkü bir halkın kaderini belirleyen şey,
dışarıdaki düşman değil, içerideki birliktir.

Bunu ne zaman anlayacaksınız?

Sabahtan akşama kadar birbirimizi karalayıp dert yanmak yerine, el ele verir ve “göze göz, dişe diş” bir mücadele yürütürsek başarıya ulaşabiliriz…

Aksi hâlde geriye sadece moral bozukluğu, bezginlik ve umutsuzluk kalır.

Haydi bakalım, kolay gelsin…

Alan Lezan || 10.01.2026