Güney Kürdistan’da Bağımsızlık: Mesûd Barzanî Önderliğinde Gerçekçi mi?
Güney Kürdistan’da bağımsızlık meselesi, Kürd halkının yüzyıllardır süren özgürlük mücadelesinin en temel hedeflerinden biri olmuştur. Özellikle Mesûd Barzanî’nin liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), bu hedefi hem bölgesel hem de uluslararası düzeyde gündeme taşımıştır. Ancak bağımsızlık yolunun önünde ciddi engeller bulunmaktadır.
25 Eylül 2017’de Güney Kürdistan’da yapılan bağımsızlık referandumu, halkın %92.73’lük ezici çoğunlukla “evet” demesiyle sonuçlandı. Bu, Kürd halkının kendi kaderini tayin hakkına olan güçlü inancını ortaya koydu. Referandum, Mesûd Barzanî’nin siyasi kariyerinde bir dönüm noktasıydı. Ancak bu adım, Irak merkezi hükümeti tarafından gayrimeşru ilan edildi ve Kerkük gibi tartışmalı bölgelerin kontrolü kısa sürede kaybedildi.
Komşu ülkeler (özellikle Türkiye ve İran) referanduma sert tepki gösterdi. Bu ülkeler, Kürdistan’ın bağımsızlığını kendi iç istikrarlarına tehdit olarak gördüklerinden, sınırları kapatma ve ekonomik yaptırımlar gibi önlemlerle süreci baltaladılar. Uluslararası toplum ise, özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri, referanduma mesafeli yaklaştı ve Kürdlerin yanında açık bir duruş sergilemedi.
Mesûd Barzanî, Kürd siyasetinde karizmatik ve etkili bir figür olarak öne çıkıyor. KDP’nin lideri olarak, Güney Kürdistan’da güçlü bir siyasi ve askeri yapı kurdu. Ancak bu yapı, zamanla aile merkezli bir yönetim biçimine dönüştü. Demokratikleşme talepleri artarken, muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri Barzanî yönetimini otoriter olmakla eleştiriyor.
Barzanî’nin bağımsızlık söylemi, bazı çevrelerce iç siyasette güç kazanmak için kullanılan bir araç olarak görülüyor. Referandum sonrası yaşanan geri adımlar, bu eleştirileri daha da güçlendirdi.
Güney Kürdistan’ın bağımsızlığı önündeki en büyük engel, bölgesel dengelerdir. Irak Anayasası, bölgesel ayrılmaya izin vermemektedir. Komşu ülkeler, Kürdistan’ın bağımsızlığını domino etkisi yaratacak bir gelişme olarak değerlendiriyor. Ayrıca Kürdistan’ın ekonomik bağımlılığı (özellikle petrol ihracatında Türkiye’ye olan bağımlılık) bağımsızlık sürecini zora sokuyor.
Uluslararası destek ise sınırlı kalmıştır. ABD, Kürdlerin müttefiki olarak görülse de, referandum sürecinde tarafsız kalmayı tercih etti. Avrupa ülkeleri ise Irak’ın toprak bütünlüğünü savunarak Kürdistan’ın bağımsızlığına mesafeli durdu.
Mesûd Barzanî’nin Güney Kürdistan’da gerçek anlamda bağımsızlık hedefini gerçekleştirebilmesi için, sadece referandum gibi sembolik adımlar değil, yapısal ve stratejik reformlara yönelmesi gerekmektedir:
- İç demokratikleşmeyi hızlandırmalı: Aile merkezli yönetim anlayışından uzaklaşarak, halkın katılımını artıran şeffaf ve çoğulcu bir siyasal sistem inşa etmeli.
- Ekonomik bağımsızlığı güçlendirmeli: Petrol gelirlerine dayalı ekonomi yerine, tarım, turizm ve teknoloji gibi alanlarda çeşitlendirme yapılmalı ve çoğu sadece petrolden geçinen Arap ülkeleri gibi olmamalı.
- Uluslararası diplomasiye ağırlık vermeli: Batı ülkeleriyle daha güçlü ilişkiler kurarak, Kürdistan’ın tanınması için uzun vadeli bir diplomatik strateji izlemeli.
- Kürd ulusal birliğini sağlamalı: KDP, KYB, Naway Nwê, Yekgirtu, Komel ve diğer Kürd siyasi hareketleriyle ortak bir ulusal vizyon oluşturmalı.
Barzanî, Güney Kürdistan’ı bağımsızlaştırmak istiyorsa, bu süreci sadece kendi liderliğiyle değil, halkın iradesi, demokratik kurumlar ve uluslararası meşruiyetle birlikte yürütmelidir. Aksi takdirde, bağımsızlık söylemi bir ideal olarak kalmaya devam eder; gerçeklik ise mevcut federe yapının sınırlarında sıkışır.
Alan Lezan || 09.08.2025
Yorumlar:
Suleyman Sakarya: “Güney var olan sorunların üstesinde gelecektir. Unutmayalım açık kapının olmayışı bağımsızlığın önünde en büyük engeldir.”
Alan Lezan: “Evet, maalesef öyle ve dünyada Kürdleri destekleyen tek bir ülkede şu an yoktur…”