Haklı Olan Değil, Güçlü Olan Kazanır

Uluslararası İlişkilerde GÜÇ birkaç farklı şekilde tanımlanabilir.

Siyaset bilimciler, tarihçiler ve diplomatlar gücün aşağıdaki kavramlarını kullanırlar:

* Devletlerin veya liderlerin bir amacı olarak güç

* Sonuçlar, olaylar, aktörler ve meseleler üzerinde nüfuz veya kontrol ölçüsü olarak güç

* Çatışmada galibiyeti yansıtması ve güvenliğin erişimini sağlaması açısından güç

* Kaynaklar ve imkânlar-kabiliyetler üzerinde kontrol olarak güç

* Askeri teknolojik donanma olarak güç

Her millet kendi gücüne göre hareket eder. Kürdler ise maalesef birbirleriyle uğraşıyorlar ve böl-yönet politikaların kurbanı oldukları için kendi milletinin çıkarlarını en üst düzeyde tutarak bir türlü birleşmiyorlar… Oysa en büyük güç bir halkın işgalcilere karşı birleşmesiyle olur…

1846’da Avam Kamarası huzuruna İngiltere Başbakanı olarak çıkan Lord Palmerston, klasik bir şekilde şunu formüle etmiştir: “İngiltere’nin ebedi müttefikleri ve daimi düşmanları yoktur. Yalnızca bizim çıkarlarımız ebedi ve kalıcıdır ve bu çıkarların takip edilmesi bizim görevimizdir.”

Kürdler bu kati gerçeği öğrenmedikçe başarı sağlamaları mümkün değildir, çünkü Kürdler partinin, kişinin, kurumun, ideolojilerin çıkarını bir bütün halkının çıkarlarının üstünde tutuyorlar.

Bu nedenle en çok üzerinde kafa yormamız gereken şey nasıl güçlü olmak ve bütün Kürdlerin çıkarını en üst düzeyde savunacak ve bundan dolayı bütün Kürdleri nasıl birleştireceğimiz üzerine olmalıdır, çünkü haklı olan değil, güçlü olan kazanır….

Alan Lezan || 19.04.2024