İsrail-Kürdistan Bölgesel Yönetimi ilişkileri
Kürdistan Bölgesel Yönetimi-İsrail ilişkileri, Kürd ve Yahudi halkları arasındaki ilişkilerin tarihsel arka planını ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile İsrail arasındaki mevcut siyasi ve ekonomik ilişkileri kapsamaktadır.
Siyasi ilişkiler
Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve İsrail’in resmi statüde bir ilişkileri olmadığı halde hükûmetler ve iş dünyası kurumları arasında çok sayıda temasların olduğu iddia ediliyor. Bilhassa İran ve Suriye Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni İsrail’le ilişkiye girmekle suçlamıştır. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, 2005 yılında “birçok Arap ülkesinin Yahudi devletiyle ilişkisi olduğundan Kürdlerle İsrail arasındaki ilişki kurulması bir suç değildir” demişti.
Dünya çapında Yahudi örgütleri Körfez Savaşı sırasında Irak hükûmetinin zulümlerini durdurmak için Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Kürdlere yardım etmek için kampanyalara, lobi faaliyetlerine başladılar. İsrail, Türkiye aracılığıyla, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne ilk yardım maddelerini ulaştırmışlardır ve İsrail Başbakanı İzak Şamir ABD Dışişleri Bakanı James Baker’le yaptığı görüşmede, Amerikan hükûmetine Kürdleri savunma çağrısında bulunmuştur.
2004’te İsrail medyası, Mesud Barzani, Celal Talabani ve eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un Güney Kürdistan bölgesi ile olan iyi ilişkileri doğruladıklarında, İsrailli yetkililerin Kürd siyasi liderlerle yaptıkları toplantıları açıkladılar.
Güney Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Mayıs 2006’da Kürd-İsrail ilişkileri hakkında Kuveyt’i ziyaret ederken bir soruyu şöyle yanıtladı: “İsrail’le ilişkiler suç değildir. Bağdat İsrail’le diplomatik ilişkiler kurduysa, Erbil’de bir konsolosluk açabilirler” demişti. İsrail televizyonunda geçmişte 1960’larda Mesud Barzani’nin babası Mustafa Barzani’nin o zaman İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan’ı kucakladığını gösteren fotoğrafları yayınlandı.
2014 yılında, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu bağımsız bir Kürd devletinin kurulmasını destekleyerek şöyle dedi: “Kürdler mücadeleci bir topluluktur, siyasi şartları da yerine getiriyor, bu bağlamda bağımsızlığı da hak ediyorlar” demişti. Böyle bir demeci dünyada varolan 193 devletlerin hiçbir başkanı dile getirmemiştir.
Yakın tarihli habere göre, Kürd bölgesinde yaşayan 400-730 Yahudi ailesi var. 18 Ekim 2015’te Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Kürd bir Yahudi olan Şerzad Ömer Mamsani’yi Başbakanlık ve Din İşleri Bakanlığı’nın Yahudi temsilcisi olarak atadı.
İsrail, Güney Kürdistanı’nın bağımsızlığını dünyada destekleyen ilk ve tek devlet olmuştur.
Askeri ilişkiler
2004’te New Yorker Dergisi tarafından, İsrail askeri ve istihbarat teşkilatlarının İran, Suriye ve Irak Kürd bölgelerinde aktif oldukları ve komuta birimleri için eğitim sağladıkları ve gizli operasyonlar yürüttükleri bildirildi. Buna yanıt olarak, İsrail’in Washington’daki elçiliği, dergide özellikle İsrail, ABD ve Türkiye’de isimsiz eski ve mevcut istihbarat görevlileriyle ilgili verilen iddiayı reddetti. 2006 BBC raporuna göre, İsrail uzmanlarının Peşmergeler’e eğitim vermek üzere Güney Kürdistanı’na gittiklerini yazmıştır.
İsrail’de Kürd Yahudilerin rolü
Osmanlı İmparatorluğu’ndan İsrail topraklarına Yahudi göçü, 16. yüzyılda Kürdistan’dan gelen ilk Yahudi göçmenlerin Safed’e yerleşmesiyle başlamıştır. Kürd Yahudi göçmenler daha sonra 20. yüzyılda 1920’li ve 1930’lu yıllarda İsrail’e gittiler ve 1948’de İsrail’de 8.000 Kürd Yahudi vardı. Bugün, İsrail’deki Kürd Yahudi nüfusu 150.000’in üzerindedir. Kürd Yahudilerinin en büyük yoğun olduğu bölge Kudüs civarıdır. Kürd Yahudiler İsrail ve Güney Kürdistanı arasındaki resmi olmayan kültürel ve ticari ilişkilerin sürdürülmesinde önemli rol oynamaktadırlar.
Türk sosyolog Dr. İsmail Beşikçi Yahudiler ve Kürdler hakkında şöyle diyor: “Kürdler Yahudilere, Yahudiler de Kürdlere bir sempati duyuyor. Onun nedeni de şudur: İ.Ö. 722’de Babil Kralı Nebukadnezar, Filistin’e saldırdı. O zaman Kenan Diyarı deniliyordu ve orada bir Yahudi devleti vardı. O devlet ikiye bölündü ve Yahudilerin bir kısmını Babil’e bir kısmını da Kürdistan’a sürgün etti. İ.Ö. 586’da Asur İmparatoru II. Sargon tekrar Kenan Diyarı’na saldırdı. Nebukadnezar’ın saldırısından sonra geriye ne kadar Yahudi kaldıysa bir kısmı tekrar Babil’e ve Kürdistan’a sürgün ettiler. O Yahudiler asırlar boyunca Kürdlerle beraber yaşadılar. Kimliklerini korudular ama Kürdler gibi yaşamaya başladılar. İsrail devleti kurulunca Kürdistan’da yaşayan Yahudilerin bir kısmı göç etti. Bir duygusal bağlılıkları var. Dünya siyasetinde İsrail çok önemli bir devlettir. O bakımından Kürdistan konusunda olumlu tutum sergilemelerini önemli buluyorum.” Kaynak: Deutsche Welle’den Burcu Karakaş’ın sayın Beşikci ile yaptığı röportaj.
İsrail ve Kürdistan arası bütün bu ilişkilere rağmen Yahudiler ile Kürdler arasında şimdi ete kemiğe bürünmüş bir ilişkiden bahsetmek doğru değildir ama ileride mümkündür.
Orta Doğu önümüzdeki yıllar birçok değişime gebe ve sanırım Orta Doğu’da daha birçok taş yerinden oynayacak, sınırlar yeniden çizilecektir.
Kürdler, lehlerine gelişen bu fırsatları akıllıca değerlendirerek özgür ve bağımsız olma yolunda gerekli hazırlıklarını yapmalı, birliğini sağlamalı ve her an hazır olmalılar.
Alan Lezan || 15.12.2024
Metin Esen aktarıyor:
(….)
İsrail Kürt ilişkileri deyince benim aklıma şu hususlar geliyor.
Kürt Yahudiler var. Bunlar İsrail’de yerleşikler ve Kürt kültürünü dilini koruyorlar.
Yahudilerin Irak’tan göçünde Barzaniler yardımcı olmuşlar.
İsrail, Mela Mustafa Barzani’yi İsrail’de büyük bir saygıyla karşılamış.
1960 sonrası Kürt peşmergesine silah yardımında bulunmuş. İran üzerinden Kürtlere yapılan yardımlarda aracı olmuş.
Ne zamanki ABD Saddam’ın müttefikliğini sağladı, İran-Irak arasındaki anlaşmazlık 1975 Cezayir Antlaşmasıyla sonlandı. Bunun mimarı da Yahudi asıllı ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’dı.
İsrail Kürtlerin devlet kurmasını gerçekten isteseydi, ABD’nin Kürtleri yüzüstü bırakmasına izin vermez veya engellerdi. Fakat aslolan ABD ve İsrail çıkarları olduğu için Kürtlerin kurban seçilmesinde bir beis görmediler. Kürtler başlarındaki efsanevi Barzani liderliğine rağmen ‘yenilgiyi’ kabul etmek zorunda kaldı
(….)
İsrail Halepçe ve Enfal, Barzan katliamlarını resmi olarak jenosid olarak tanımadı.
1925 Şeyh Said liderliğindeki Kürlerin meşru müdafaasına karşı girişilen yok etme politikasına, 1937-1938 Dersim jenosidine karşı resmi bir politikası yok.
17 Ekim 2017’de PKK-YNK Kerkük’ü İran ve Bağdat’a satarken, İsrail Kerkük’e yönelik sembolik bir harekata girişse Kürt referandumu boşa gitmezdi. Ama İsrail bunu yapmadı. Brett McGurk’un politikasına karşı çıkmadı.
Daha da önemlisi İsrail şimdiye dek Kürt sorununu BM’ye taşımadı.
Kaynak: Yaşar Karadoğan. İsrail-Kürt ilişkileri üzerine!
Alan Lezan:
İsrail’den tüm bunları yapmayı istemek etik olmadığı gibi doğruda değil. İsrail tüm bunları neden yapsın? Kürdler İsrail’in anasının oğlu mu? Geçenlerde biriside İsrail neden Kürdler için savaşmıyor, Kürd devletini kurmuyor diyordu. Bence bu tür söylemler çok naiftir, çünkü bir kere İsrail’in zatan Araplarla başı derte. Kürdlere devlet kurmak demek NATO üyesi Türkiye başta olmak üzere İran, Irak, Suriye ile savaşmak demektir. ABD ve İsrail Kürdlere hiçbir zaman kaşı ve gözünün güzelliği ya da ezildikleri, acıdığı için devlet kurmaz ve yardım etmez! ABD ve İsrail Kürd devletini kurmada çıkarınaysa değil bir, on tane Kürd devleti kurar. Ayrıca ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin tek nedeni İsrail’in ABD’deki çok güçlü lobisidir. Var mı Kürdlerin de ABD’de veya İsrail’de böyle bir lobisi?
İsrail Kürdlere şunu yapacakmış bunu yapacakmış, bence içi boş laflar. Her devlet kendi çıkarını düşünüyor; İsrail tüm bunları ne karşılığında yapacak?
Öte yandan İsrail ve ABD’nin Kürd devleti kurmama nedenleri oldukça karmaşık ve çeşitli faktörlere dayanıyor. Birincisi, bölgedeki jeopolitik dengeler ve çıkarlar. İsrail ve ABD, Kürdlerin şimdi bağımsız bir devlet kurmasının bölgedeki mevcut dengeleri bozabileceğini ve yeni çatışmalara yol açabileceğini düşünüyor olabilirler.
İkincisi, yukarıda da belirttiğim gibi Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi ülkelerin tepkileri. Bu ülkeler, işgal ettikleri Kürd topraklarında yaşayan Kürdlerin bağımsızlık taleplerine karşı çıkıyor ve böyle bir devletin kurulmasını kendi ulusal güvenlikleri için tehdit olarak görüyorlar.
Üçüncüsü, İsrail ve ABD’nin bölgedeki diğer müttefikleriyle olan ilişkileri. Kürd devleti kurulması, İsrail ve ABD’nin bölgedeki diğer müttefikleriyle olan ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.
Son olarak, İsrail ve ABD’nin kendi iç politikaları ve stratejik çıkarları da bu kararda rol oynuyor. Kürd devleti kurulması, İsrail ve ABD’nin uzun vadeli stratejik planlarına uyuyor mu uymuyor mu? Çünkü kurulacak böyle bir devletin gelecekte kendi başına ayakta kalıp kalmama sorunuda var.
Bu nedenlerle, İsrail ve ABD, Kürdlere destek verse de bağımsız bir Kürd devleti kurulmasını aktif olarak desteklemiyorlar. Ancak Orta Doğu ABD ve İsrail tarafından yeniden dizayn edilirse Kürdlerde akıllı olur bağımsız olmak isterlerse o zaman hak ettikleri desteği bu ülkelerden alabilirler.
Ama Rojava’da Kürdlerin haline bir bakın! ABD binbir zahmetle Kürdleri birleştirmek istiyor, Kürdler ise her biri bir başka yöne gidiyor, çoğu devlet istemiyor. Doğrusu ABD’nin sabrına şaşıyorum.