Kürdistan’da İşgale Karşı Ulusal Cephe

Kürdistan’da İşgale Karşı Ulusal Cephe

Kürdistan’ın tarihsel mücadelesi, yalnızca belirli bir ideolojinin, sınıfın veya inanç grubunun değil; bu topraklarda yaşayan herkesin ortak kaderidir. Bir ülke işgal altındaysa, o ülkenin tüm halkı — kimliği, inancı, siyasi yönelimi ne olursa olsun — aynı tehdidin hedefidir. Bu nedenle ulusal kurtuluş mücadeleleri, toplumun en geniş kesimlerini bir araya getirebilen liderliklerin etrafında şekillenir.

Tarih göstermiştir ki ulusal kurtuluş savaşlarında toplumun tüm kesimlerini seferber edebilen kişi, gerçek anlamda ulusun lideri olur. Bu, hırsızından yankesicisine, dolandırıcısından en sıradan vatandaşa kadar herkesin mücadeleye katılabilmesi anlamına gelir. Çünkü işgal, toplumun tamamına yönelmiş bir saldırıdır.

Bu çerçevede, Kürdistan’da bu birliği sağlayabilen kişi kim olursa olsun ulusal liderlik vasfını kazanır. Sağcılar, solcular, dindarlar, sekülerler, inananlar ve inanmayanlar… hepsi bu ülkenin evlatlarıdır ve hepsinin kaderi ortaktır.

İşgale Karşı Ortak Cephe

Bir ülke işgal altındaysa, ilk görev işgalciyi defetmektir. Bu, ideolojik tartışmaların (din, siyasi) ötesinde bir varlık-yokluk meselesidir.

Ulusal Cephe’nin temel ilkesi şudur:

İşgalciye karşı omuz omuza, özgürlüğe kadar ULUSAL BİRLİK! olmalıdır.

İşgal sona erdiğinde ise demokratik süreç işler; özgür bir ortamda seçim yapılır ve halkın %50’den fazlasının oyunu alan güç, ülkenin yönetimini üstlenir. Bu güç Müslüman da olabilir, solcu da olabilir, sağcı da olabilir. Demokrasi bunu gerektirir.

Demokrasi: Kâğıt Üstünde Değil, Zihinlerde olması gerekir ve yalnızca seçimden ibaret değildir.

• İnanç özgürlüğü,

• Düşünce özgürlüğü,

• Hoşgörü,

• Farklı fikirlere tahammül

demokrasinin temel taşlarıdır. Avrupa’da demokrasi bir kültür olarak zihinlere yerleşmiştir; Orta Doğu’da ise çoğu zaman sadece kâğıt üzerindedir. Kürdistan’ın geleceği için ihtiyaç duyulan şey, demokrasinin toplumsal bir bilinç hâline gelmesidir.

İttifakın Sınırları: Kimlerle Birlik Mümkün?

Kürd Müslümanlarla hiçbir sorun yoktur; çünkü onlar da bu ülkenin parçasıdır.. Ancak bir şart vardır:

Kimse zorla Kürdistan’a şeriat getirmeye kalkamaz; çünkü bu, Müslüman olmayan Kürdler üzerinde bir tür şiddet, daha doğrusu büyük ve haksız bir baskı anlamına gelir.

Bu çizgi, Ulusal Cephe’nin kırmızı çizgisidir. Bu nedenle Hüdapar, Hizbullah gibi yapılar güvenilir değildir; çünkü ulusal birlikten ziyade ideolojik bir rejim dayatmasını hedeflerler.

Buna karşılık:

Laiklikten yana olan, Kürdistan’ın bağımsızlığını savunan her Müslüman bizimle aynı çizgidedir.

Ulusal Cephe’nin Temel Mantığı

Kürdistan’da işgale karşı kurulacak Ulusal Cephe, ideolojik değil varoluşsal bir birliktir. Bu cephe:

• Kürdistan’ın özgürlüğünü önceleyen,

• Halkın tüm kesimlerini kapsayan,

• İnanç ve düşünce özgürlüğünü garanti altına alan,

• İşgalciye karşı ortak mücadeleyi esas alan

bir yapıdır.

Yukarıda da belirtildiği gibi işgal sona erdiğinde ise söz halkındır.

Halk kimi seçerse, o yönetir.

İşte gerçek demokrasi, özgürlük ve kurtuluş budur.

Alan Lezan || 22.01.2026

PS: Biliyorum, Kürdleri birleştirip bağımsızlık için seferber etmek kara deliği anlamaktan bile zordur. Ama derler ya, umut en son ölür — benimkisi de işte ona benzer bir şey…