Kürdler ve Savaşlar
Kürd savaşçı geleneği, bağımsızlık özlemleriyle birlikte binlerce yıldır var olmuştur ve ilk Kürd savaşçı grupları çeşitli imparatorluklara karşıda bağımsızlık için savaşmışlardır. Deyim yerindeyse Kürdlerin çok iyi savaşçılar olarak biliniyor ama ne var ki son 200 yıl içerisinde Güney hariç sömürgecilere karşı verilen hiçbir savaş kazanılmadı.
Bunun bilinen birçok -bu yazıda değinmeyeceğim- nedenleri vardır.
Savaşlar nerede olursa olsun; acı, tahribat, ölüm, eziyet ve kan demektir. Savaşların tek iyi yönü var o da caydırıcı gücü olduğudur. Ama Kürdistan’da yapılan bütün savaşlarda en çok ölen, en çok acı çeken Kürdlerdir ve kazanan hep düşman olmuştur, çünkü:
1. Kürdler bölük pörçüktür ve verilen bütün savaşlar ya tek tek parti ya da tek tek aşiretler tarafından verilmiştir. Birçok yazımda belirttiğim gibi örneğin Yunanlılar, Türklere karşı savaştığında Yunanistan ya da Türkiye bütün halkının desteğini almıştır. Kürdler verilen hiçbir savaşta bütün Kürdlerin desteğini almamıştır.
2. Kürdlerin en büyük düşmanı kendileridir…
3. Kürdlerin büyük kesimi halen Kürdistan’ın nerede olduğunu bilmiyorlar ve ulusal bilinçten yoksunlar. Eğer böyle değilse nasıl olurda 3,5 milyon Kürd seçmeni Kürd celladı Atatürk’ün partisi CHP’yi seçerler?
Güney Kürdistan:
Bu parçamızda pekiyi işlemeyen bir federasyon ve 300 bine yakın Peşmerge vardır. Çağımızda askeri kelle sayısının hiçbir önemi yoktur, askeri donanma ve teknoloji üstünlüğü önemlidir. ABD 5 bin askerle 300 bin Irak askerini iki ay zarfında perişan etmiştir.
Soru şu: Acaba bu parçada silahlı kuvvetler olmasaydı federasyon olabilir miydi?
Kak Mesud Barzani “Tarihe Not” adlı kitabında taleplerin alınmasında savaştan yana olmadığını, sorunların diyalogla halledeceğini yazıyor. Yani Güney şu an savaştan yana değil, çünkü yukarıda da belirttiğim gibi savaşlar acı, kan ve tahribattır. Güney halkı savaşın sonunda elde ettiği bütün kazanımlarını da kaybederek Güney Kürdistan yaşanamaz hale gelebilir. Oysa şu an bazı olumsuzluklar olsa da Güney’in durumu çok iyi, refah düzeyi yüksektir.
Kuzey Kürdistan:
Kürdlerin büyük kesimi bu parçada yaşıyorlar ve maalesef bu parçada 42 yıldır bir savaş verildi ama kayda değer bir kazanım yoktur. 1984’te gerilla savaşı başlatmak 1999’lara kadar doğruydu ama ondan sonra çok yanlıştı (bağımsızlıktan vazgeçildi)) ve şimdide gencecik insanlarımızı Türklerin demokrasisi için ölüme gönderiliyor.
Türkler gerilla savaşını bahane ederek Kuzey Kürdistan’da her şeyi yakıp yıktı, taş üzerine taş bırakmadı ve milyonlarca insanımızı Batı’ya göç etmeye mecbur ederek; bir balığı tutmak için bütün denizi kuruttu.
Bu parçada NATO üyesi Türkleri söküp atmak çok zordur. Dört despot devlete karşı, tam onların ortasında elde Kalaşnikof ile onları yenmenin hiçbir şansı yoktur, çünkü onlar bizden kat be kat teknolojik olarak üstündürler… Uzaydan uydular üzerinden bir insanı evinden iş yerine kadar takip ettiğin bir çağda gerilla savaşı vermek intihardır ve zamanı geçmiştir. Olsa olsa şehir gerillası olabilir, onu da Kürdler zor yapar.
Dört despot devlet tarafından etrafı çevrili Kürdleri dünyada bir tek devlet desteklemiyor. Oysa Kung-Fu’da biliyorum; öğretmenimiz eğer dört-beş kişi size saldırırsa sırtınızı sağlama alın diyordu.
Ayrıca Türkiye’de “devrim” yapmak ham hayaldir, çünkü 1980’ler gibi halkın belli bir kesimi ayaklansa bile cunta gelir hepsini yok eder. Türkiye 100 yıllık tarihinde derin devletin despot ve ırkçı generalleri tarafından diktatörce, kanla yönetildi. Bu gerçeği bilmek lazım!
Batı Kürdistan:
Bu parçada maalesef PKK’ye yakın ve Kürd devletinin olmasına karşı çıkan bir yapılanma vardır. ABD desteğini keserse onların sonu olur. ABD’nin çıkarları IŞİD’e karşı savaşta YPG ile örtüşüyordu ve Kürdler bu devasa destekle kendi devletini kuracaklarına maalesef ona karşı çıkmışlar ve şimdilik durum belirsizdir…
Doğu Kürdistan:
İran istikrarsız bir ülkedir. Bu parçada insanlarımız bilinçlidir. Eğer ABD ve İsrail İran’ı vururlarsa bu parçada Güney gibi federasyon ya da bağımsız olabilir.
Dört parçada Kürdlerin durumu maalesef kısaca bundan ibarettir ve pek iç açıcı değil.
Eğer Güney‘den, Kuzey‘e, Doğu’dan Batı’ya kadar bütün Kürd örgütleri ve partileri birleşir, beraber çalışırlarsa o zaman olmayacak şey yoktur.
Namık Kemal kendi kendine: “Biz neden bütün Osmanlı sömürgelerini kaybettik?” diye soruyor ve şöyle cevaplıyor; “Çünkü oralarda halk çok bilinçliydi, yönetemiyorduk!” İşte eğer Kürdlerde hep beraber çalışır milli bilinci geliştirirlerse o zaman kimse Kürdleri yönetemez. Ama maalesef şu an Kürdler bundan çok uzaktır.
Ulusal ve politik bilinçlenme ve sivil itaatsizlik olur ve Kürdistan’da iyi siyasi, kültürel, ekonomik örgütlenirsek ileride bir referandumla bağımsızlığımızı Doğu Timor gibi ilan edebiliriz. İşte bunun için bütün Kürdlerin bağımsızlık mücadelesine katılması lazım, aksi takdirde daha çok acı ve ıstırap çekeceğiz…
Alan Lezan || 10.04.2024