Otonomi, Federasyon ve Bağımsızlık Üzerine…

Otonomi ve federasyon, kendi devletinizin olması değil, ne kadar devlet olacağınıza işgalcinin karar vereceği bir statüye sahip olmanızdır. Bu, sizin kaderinizi nihayetinde hakim milletin belirlemesi anlamına gelir ve kolonyalist egemenliğin bir çeşitlemesidir. Bu, mazlum millete reva görülecek en büyük haksızlıktır. Yeryüzündeki federal devletlere bakınız; her biri iktidarsız, her biri kendi toprakları ve zenginlikleri hakkında karar vermekten yoksun, sadece göstermelik eğitimle yetinmeye zorlanan konumdadırlar.

Kendi diliyle ve kendi tedrisatıyla yabancı egemenliğinin bir şubesi ve hakim milletin egemenlik aracı olmak dışında anlamı ve işlevi olmayan “işgalciye demokrasi hamallığı” tam bir edilgenliktir. Aksini düşünenler, İngiltere otonomilerine ve Britanya adasında İngilizlerce kıstırılmış mazlum milletlere baksın. Aksini düşünenler, Rusya federasyonuna kıstırılmış bir düzineden fazla parlamento ve hatta ordu sahibi edilmiş sözde devletlerin gerçeğinde hangi köleliği ebedileştirmeye programlandığına, ordularının ve parlamentolarının hangi köleliğe koşumlandığına baksın.

Hakim millet demokrasisine hamallık, kolonyalizmin mazlum milletlere yüklediği modern angaryadır. Tam da sömürgeci devletlerin aşındığı ve cılkının çıktığı yerde, sömürge statüsünü ve bu bağlamda istibdadı tahkime çalışmak, birçoklarının “üstün zekaya” sayılacak buluşu olarak takdim edilse de, vatanperverlik olmayıp köleliğin devamına hizmettir. Kafesteki mari keklik, hemcinsini tuzağa çağırırken kafes kötüdür diye ötmez; bunu anlamak için illa ki ağa takılmak gerekmiyor. Hele ki dünyanın bir ucunda oturanın, diğer ucunda oturandan anında ve tam teferruatıyla haberdar olduğu çağımızda…

Devletin, Altan Tan, Metiner, Miroğlu, Gergerlioğlu gibilerini niye medya yüzü haline getirdiği su yüzüne çıkıyor. Devletin birkaç yılda bir kapatıp farklı isimle yeniden açtığı, diğer tabirle yılanın deri değiştirdiği gibi farklı isimlerle sahne verdiği partiye 60 Kürt seçebilecekken, Çandarlı, Hatimoğulları, Önder, Bakırhan, Temelli evsafındaki 40 ismi niçin maaşla sızdırdığı ve kendilerine hangi “hatmi indirmelerinin” görev olarak yüklendiği açığa çıkıyor. Devletin yüzlerce “enseye kurşun ya da domuz bağı” cinayeti hükümlüsünü bir gecede hapisten saldıktan sonra parlamento üyeliğiyle taltif etmesi işgüzarlığının sebebi berraklaşıyor ve anlaşılır hale geliyor.

Kürtlere kültürel özerklik projesinin altyapısını hazırlamak için birkaç yıldır güya Kürtçe okuyup yazma talebiyle aynı projeye bilerek ya da bilmeyerek su taşıyan “Kürt zmanzaneleri” de koroya katıldı. Ortak sloganları içerik olarak “otonomi iyidir ve devletimiz ne takdir ederse kabulümüzdür” sularında. Ekip oyunu iyi planlanmış görünse de sırıtıyor. Bu bir saflaşmadır. Kimin hangi safı seçeceği kendisinin tercihine bağlıdır ve de hürriyetidir.

Bana gelince… Ben şahsım adına ülkemi geri isteyenlerle beraberim ve ülkesini isteyen tek kişi kalsam bile yine de Kürdistan’ı geri istiyorum, isteyenle beraberim demeye devam edeceğim. Kaldı ki toprağın altında ve üstünde benim gibi binlerce Kürt var. Ne bu dünyada ne de ötekinde yalnız değilim…

Kenan Fani Doğan || 30.11.2024

Alan Lezan’ın notu:

Bir şey isterken %200 istemelisin ki %100 alabilesin. Bunun radikal olmakla hiçbir alakası yoktur, adalet bunu gerektirir. Arap’ın, Türk’ün, Fars’ın bağımsız devletleri var, ama Kürd’ün olmasın! Bu mudur eşitlik, “kardeşlik” denilen şey? Kürd’ün bağımsız devleti neden olmasın? Arap, Fars ve Türk’ün Kürdistan’da işi nedir?

Buna radikallik diyen, bunu dile getirene hakaret edenin bir zırnık kadar bile hak, hukuk, adalet duygusu yoktur.

Eğer her Kürd bireyi bağımsız devletini istese, o zaman Kürdler arası bütün kavgalar bir anda biter. Bu Kürdler için iyi bir şey değil mi? 

Bağımsızlık zordur, evet, çok çok zordur ama sen ilkin ister ve onun için mücadele edersen mümkündür. Olmadıysa da dünya batmaz ve kendi aramızda barış içinde yaşarız. 

Bu da mı Kürdler için kötü?

Bizimde bağımsız devletimizin olması en doğal hakkımız değil mi?

Alan Lezan || 23.12.2024

PS: Ben yukarıdaki makaleyi paylaştım diye adamın biri bana “sen hayal ediyorsun” diyor.

Bende dedim ki: “Hayal edemeyen bir insan ölü bir insandır. Bizi ayakta tutan hayallerimiz ve düşlerimizdir. Cennetim dünyayı cehenneme çevirdiler ve burada yaşamak çok berbattır. Müsaade edinde hayal edelim… Ayrıca Kürdistan’ın 5 parçada bağımsızlığını hayal etmek kadar güzel başka ne olabilir?”

O da şöyle şöyle cevap verdi: “Her onurlu KÜRT bağımsız Kürdüstan hayal eder.”

Bende dedim: “O zaman bana niye çok görüyorsun? Düşüncelerimi kaleme döküyorum? Sana bir şey yaptım mı?Tavuğunu mu çaldım yoksa?” 

Düşünüyorum da, demek ki bazı insanlar insanın hayal etmesini, düşünmesini bile yasaklıyorlar ya da çok görüyorlar. Oysa hayal etmek, düşünmek bedavadır, ben istediğim kadar hayal kurarım, size ne? 

Ben özgür bir bireyim ve istediğim gibi yazar, çizer, giyinir gezerim. Bundan rahatsızlık duyan beni sayfasından atsın oldu bitti. Zaten bu tür insanların sayfamda olmasının bana herhangi bir yararı yoktur.

Destek vermiyorsanız vermeyin, sizi zorlayan yok ama köstek olmayın, moralimizi bozmayın…

Üstelik, Kürdistan’ın gelecekte bağımsız olması bir hayal değil, mümkündür. Yeter ki biz birliğimizi sağlayalım ve hep birlikte bağımsızlık için ne gerekiyorsa onu yapalım. 45-60 milyon nüfuslu bir halkız. Bu büyük bir güç ve potansiyeldir… Eğer bağımsızlık gerçekten mümkün olmasaydı o zaman hayaldır diyebilirsiniz… Bu çağda her şey mümkündür… yeterki biz davamıza inanalım ve canla başla ölesiye mücadele edelim…

Ayrıca 100’ün üzerinde makalelerimin olduğu sitem (alanlazan.net) çok iyi okunuyor… Birkaç kişi yazılarımı okuyup bilinçleniyorsa ne mutlu bana…

Gölge etmeyin başka ihsan istemem…