Özgürlük ve Demokrasi Savunucusu Olup Katil Olmak!

“Özgürlük ve demokrasi” kelimelerini sıkça dile getiren bazı kişilerin, özellikle de birçok komünistin, başkalarının düşüncelerine tahammül edemeyip onları şiddetle susturma girişiminde bulunmaları büyük bir çelişki oluşturuyor.

Düşünün ki, bunlar sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz ve özgür bir dünya için sözde mücadele ediyorlar ama kendi düşüncesinde olmayan insanları gözünü kırpmadan öldürüyorlar. İlk akla gelen örnekler arasında Stalin, Mao ve Pol Pot bulunuyor. İlgilenenler, internette bu diktatörlerin neler yaptığını araştırabilirler. Ne yazık ki, bu kişiler “iyilik” yapmayı hedeflerken insanın idrak edemeyeceği en büyük kötülükleri yapıyorlar. Dünyayı “cennete” çevirmek isterken insanlara en büyük cehennemi yaşattılar.

Bu kişiler, özgürlük ve demokrasiyi savunduklarını iddia ederken aslında kendi güçlerini ve kontrollerini korumak veya artırmak için bu kavramları kullanıyorlar. Bu nedenle, kendilerine tehdit olarak algıladıkları farklı düşünceleri bastırma eğilimindeler.

Farklı düşünceler ve ideolojilerle karşılaştıklarında, bilinmezlik ve değişim korkusuyla hareket ediyorlar. Bu korku, farklı düşünenlere karşı şiddet kullanma eğilimini doğuruyor. Cehalet, diğer insanların bakış açılarını anlamayı zorlaştırır ve önyargıları pekiştirir.

Diğer önemli bir faktör de fanatizm ve aşırı ideolojik bağlılıktır. Bu durum, insanların kendi görüşlerini mutlak doğru olarak görmelerine ve farklı görüşleri düşman olarak algılamalarına neden olur. Bu, farklı düşünceleri susturmayı ‘haklı’ gösteren bir zihniyet yaratır.

Toplumların ve kültürlerin tarihsel süreçleri, belirli düşüncelerin baskılanmasına yönelik tutumları şekillendiriyor. Bu tür tutumlar, bireylerin farklı görüşleri susturmayı normalleştirmesine yol açıyor.

Bu çelişki, ancak özgürlük ve demokrasinin gerçek anlamını kavramak ve uygulamakla aşılabilir. Özgürlük ve demokrasi, sadece kelimelerle ifade edilmekle kalmamalı, aynı zamanda farklı düşüncelere saygı duymak ve hoşgörülü bir yaklaşım sergilemekle olur.

İnsanların, kendilerinden farklı düşünenleri anlamaya ve diyalog kurmaya çalışması, daha barışçıl ve demokratik bir toplumun temellerini atmada büyük rol oynar. 

Demokrasinin en önemli özelliği, sonsuz düşünce özgürlüğüdür ve bu, modern toplumların temel değerlerindendir. Demokrasi, halkın kendi kendini yönetme hakkını ifade eder. Temsili hükümetler aracılığıyla, halk, kendi seçtiği temsilciler tarafından yönetilir. Temel prensipler arasında çoğunluk kararı, azınlık hakları, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı yer alır.

Düşünce özgürlüğü ise bireylerin serbestçe düşüncelerini ifade edebilme, bilgiye erişim hakkına sahip olma ve farklı görüşlere tahammül edebilme yetisine dayanır. Bu özgürlük, demokrasinin temel taşlarından biridir ve sağlıklı bir toplumsal diyalog ortamı oluşturur.

Kısacası, demokrasi ve düşünce özgürlüğü, bireylerin ve toplumların gelişimi için vazgeçilmez iki kavramdır.

Bu gerçeği anlamayan veya öğrenmeyen, özgürlük ve demokrasi için mücadele ettiğini iddia edip en sadık arkadaşını farklı düşüncelere sahip olduğu için öldüren kişilere devrimci değil, cani denir; çünkü bu kişiler açıkça cinayet işlemektedir.

Her özgür bireyin dünyanın her yerinde, herkese karşı düşüncelerini ifade etme, daha doğrusu doğal eleştiri yapma hakkı vardır ve bu hak demokrasilerde kutsaldır.

Alan Lezan || 10.02.2025