Hayatın Sonu: Ölüm, Korku ve Özgürlük
Sevgili komşum Bayan Amend, 80 yaşındaydı ve kanser hastasıydı. Yengem ona sevgi dolu bir şekilde baktı ve ikisi de yakın arkadaştı. Dün saat 11:00’de Bayan Amend bir iğne yapıldı ve bir dakika içinde vefat etti. Bu anda, iki kızı ve yengem yanında bulunuyorlardı. Son ana kadar neşeliydi, gülümsedi ve el salladı, sonunda huzur içinde uyudu.
Doğrusu, acı ve ıstırap çekmek ve aileme yük olmaktansa ben de böyle ölmek isterim.
Ölüm, pek çok insanı etkileyen ve meşgul eden bir konudur. Fiziksel yaşamın sonunu işaret eder ve yaşam döngüsünün doğal bir parçasıdır.
Farklı kültürler ve dinler, ölümle ilgili farklı inanç ve ritüellere sahiptir. Bazıları ölümü başka bir varoluşa veya varlık biçimine geçiş olarak görürken, bazıları onu nihai son olarak kabul eder.
Felsefi açıdan bakıldığında, ölüm hayatı daha bilinçli ve yoğun yaşamamız için bir teşvik olabilir. Bize zamanımızın sınırlı olduğunu ve onu anlamlı bir şekilde kullanmamız gerektiğini hatırlatır.
Annem geçenlerde bana “Bir ayağımız hep çukurda ve her an ölebiliriz!” dedi. Düşündüm: evet, aynen öyledir ve her an ölebiliriz. Şu an dünyada yaşayan 8 milyar insanın hepsi 100 yıl sonra ölmüş olacak ve hiç kimse ölümden kurtulamayacak.
Allah’ın yaptığı en iyi işlerden biri, her insanın; ister fakir veya zengin, güzel ya da az güzel, şişman veya zayıf, küçük ya da büyük, şöhret sahibi ya da bir köylü olsun, ölümün herkese eşit derecede olmasıdır.
Yediğimiz, içtiğimiz bize; dünyanın malı ise dünyada kalıyor.
Kendime en çok sorduğum sorulardan biri, insanların neden ölümden korktuğudur.
Düşündüm:
Belki ölüm, bilinmeyen bir deneyimdir. İnsanlar, ölümden sonra ne olacağını bilemedikleri için korku duyabilirler. Ölüm, sevdiklerini kaybetme düşüncesini beraberinde getirir. Bu, hem kişinin kendisi için hem de geride bıraktığı sevdikleri için büyük bir kayıp hissi yaratabilir. Ölüm sürecinin acı verici olabileceği korkusu, insanların ölümden korkmasına neden olabilir. Ölüm, yaşam üzerindeki kontrolümüzü kaybettiğimiz bir durumdur. Bu kontrol kaybı hissi, insanlarda korkuya neden olabilir. Ayrıca hayatın sonu olduğu için bazı insanlar yaşamlarının anlamını ve amacını sorgulamaya başlarlar. Bu da bir belirsizlik ve korku yaratabilir. Kültürel ve dinsel inançlar, ölüm korkusunu etkileyebilir. Bazı dinler, ölümden sonra ceza veya ödül olacağını öğretir, bu da insanlarda korku yaratabilir.
Bu nedenlerin her biri, insanların ölüm hakkında farklı duygular ve düşünceler geliştirmelerine neden olur. Ölüm, evrensel bir insan deneyimidir ve bu korkuları anlamak, onlarla başa çıkmanın ilk adımı olabilir.
Ben ise ölümden korkmuyorum. Ölümden sonra her şey biter, ya da ruhumuz sonsuz evreni gezer. Beni üzen tek şey, dünyada sevdiğim insanları bir daha (ne bu dünyada ne de öbür dünyada) görememektir.
Semavi dinlerdeki cennet ve cehenneme inanmak isterdim ama örneğin cennete gittiğimizi düşünelim. Ne yapacağız bütün gün meyve yiyerek, meyve ağaçlarının altında uzanarak? Bütün gün ağaçların altında yatıp tembellik yaparak sonsuz yaşamak bana çok can sıkıcı ve çok anlamsız geliyor.
Bu nedenle ben, sonsuz büyük evreni sevdiğim insanlarla gezmeyi daha güzel buluyorum. Zaten cehenneme gitmem, çünkü şimdiye kadar kötü hiçbir şey yapmadım. Birinin gönlünü kırmışsam da Allah’ın böyle küçük şeylere kafa taktığını sanmıyorum.
Evet, bütün bu nedenlerden dolayı agnostiğim.
Agnostisizm, bir kişinin Tanrı’nın veya doğaüstü varlıkların varlığı konusunda kesin bilgi sahibi olamayacağını savunan felsefi bir görüştür.
Bir agnostik, Tanrı’nın var olup olmadığını bilmediğini veya bilmenin mümkün olmadığını düşünen kişidir. Agnostikler, dini inançlar veya tanrı kavramı hakkında kesin bir kanıya varmanın zor veya imkansız olduğuna inanırlar.
Yani agnostikler, ne bir tanrıya inanmayı ne de inanmamayı tercih ederler; bunun yerine, bu tür soruların kesin bir yanıtı olmadığını düşünürler ve sonsuz inanç özgürlüğünden yanadırlar.
Dikkat ederseniz, ben dinsel konuları hiç tartışmıyorum, çünkü bir insanın neye inandığı onun kişisel tercihidir ve sadece kendisini bağlar.
Kim neye inanıyorsa inansın ve inancında sonsuz özgür olmalıdır ama hiçbir zaman kendi inancını başkalarına empoze etmemelidir.
Benim dinimi soran pek çok insan var. Umarım bu yazıyla onlara cevap verebilmişimdir. Asıl doğum dinim ise Raa Haq’tır ama gerçekleştirmiyorum.
Alan Lezan || 11.12.2025
