Kürdistan ve Filistin
Enfal katliamı, başka bir deyişle adına “Arap kardeşliği” denilen katliam ve soykırımlar kampanyası 1986 yılında başlayıp 1989 yılında son buldu. Katliamın en şiddetli yoğunlaştığı tarih 23 Şubat-6 Eylül arasıdır.
Enfal katliamında 182 binin üzerinde Kürd diri diri yere gömüldü, 4.500 köy ve yerleşim yeri yok edildi, sadece 16 Mart 1988 yılında 5 binin üzerinde Kürd zehirli gazlarla öldürüldü.
Birçok Filistinli bu katliamda aktif olarak rol aldı ve bunların birçoğu Baas partisi ile Irak ordusunda güçlü pozisyonlarda bulunuyorlardı.
Arafat, 1988 yılında Saddam ile buluşmasında “Arap kardeşliği” adına Enfal katliamında gösterdiği başarılarından dolayı tebrik etti. Bir gazetecinin Arafat’a: “Halepçe’de işlenen insanlık suçu için ne düşünüyorsunuz” sorusuna Arafat: “Bu durum Irak’ın iç işleriyle ilgili bir durum, Irak’ın iç işlerine saygı duyuyoruz” diye cevaplamıştı. Ve yine Saddam’ı ilk kutlayan ve “elleriniz dert görmesin, bunlar şeytanın çocuklarıdır” diyen Yaşar Arafat’tı ve Kürd katili Saddam’ın onursal heykelini Batı Şeria’ya diken de oydu.
Yine Filistin Kurtuluş Örgütü kurucularından ve Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas Kürdlerin Orta Doğu’da devlet kurmalarının bir felaket olduğunu söylemişti.
Filistinliler Kürd katliamlarının baş aktörü olan Saddam’ı gurur ve saygıyla anıyorlar ve dünyada kana susamış ve kendi çocuklarına nefreti en çok aşılayan millettirler.
Enfal katliamı süresinde Saddam’ın cezaevlerinde görev yapan Filistinliler öldürdükleri Kürdlerin kanıyla hapishane duvarlarına “Özgür Filistin” diye yazıyorlardı.
Kürdleri benzin bidonlarına koyup, boğazlarına kadar betonla doldurup yavaşça ölmelerini izleyen yine Filistinlilerdi.
180 bin Kürd’ün öldürüldüğü Saddam’ın Enfal kadrolarında yüzlerce Filistinlinin adı görülecektir. Yakalanan birçok Filistinliye, Kürdler: “Neden bize karşı savaşıyorsunuz?” diye sorduklarında, Filistinliler: “Biz Arap kardeşliği için savaşıyoruz,” diye cevaplıyorlardı.
Bütün dünya “Filistin” olayına odaklanabiliyorken; Filistinlilerin Kürdlerin meşru davalarını görmezden gelmelerini, Kürdlerden nefret etmelerini nasıl yorumlamak lazım?
Bütün Müslüman ülkeler özgür bir Filistin için bir araya gelip yardım ederken, aynı hassasiyeti Kürdler için neden göstermiyorlar? Kürdlerde Müslüman değil miydi?
Durum bu kadar açıkken eğer bir Kürd kalkıp kendi katili/celladı ile İsrail’e düşmanlık ediyorsa o Kürd kendi katiline/celladına âşıktır demektir. İsrail’in Kürdlere zerre kadar bir kötülüğü olmazken, hatta Kürdleri manevi değer verirken bazı Kürdlerin “ben İsrail ve Filistin arasında olan savaşta hiçbirinin taraftarı değilim, Kürdlerin çıkarlarını savunurum!” diyorlar.
“Dostunu” ve düşmanını tanımayan bir millet her zaman kaybedecektir, çünkü Kürdistan sorunu öyle kendi başına Kalaşnikof elde ve dağda savaşarak müttefiksiz çözülecek bir sorun değildir. ABD (Batı) eşittir İsrail, İsrail eşittir ABD. Bazı Kürdler ABD ve İsrail’in dünya üzerindeki hükmünü görmeyecek kadar aptaldırlar. Batı’nın desteği olmadan Kürdler hiçbir zaman bağımsızlaşmaz! Arap, Fars ve Türklerin Kürdlere yaptıkları baskı ve zulümden başka neyi var?
Kek İsmail Beşikçi Yahudiler ve Kürdler hakkında şöyle diyor: “Kürdler Yahudilere, Yahudiler de Kürdlere bir sempati duyuyor. Onun nedeni de şudur: İ.Ö. 722’de Babil Kralı Nebukadnezar, Filistin’e saldırdı. O zaman Kenan Diyarı deniliyordu ve orada bir Yahudi devleti vardı. O devlet ikiye bölündü ve Yahudilerin bir kısmını Babil’e bir kısmını da Kürdistan’a sürgün etti. İ.Ö. 586’da Asur İmparatoru II. Sargon tekrar Kenan Diyarı’na saldırdı. Nebukadnezar’ın saldırısından sonra geriye ne kadar Yahudi kaldıysa bir kısmı tekrar Babil’e ve Kürdistan’a sürgün ettiler. O Yahudiler asırlar boyunca Kürdlerle beraber yaşadı. Kimliklerini korudular ama Kürdler gibi yaşamaya başladılar. İsrail devleti kurulunca Kürdistan’da yaşayan Yahudilerin bir kısmı göç etti. Bir duygusal bağlılıkları var. Dünya siyasetinde İsrail çok önemli bir devlettir. O bakımından Kürdistan konusunda olumlu tutum sergilemelerini önemli buluyorum.” Kaynak: Deutsche Welle’den Burcu Karakaş’ın Sayın Beşikci ile yaptığı röportaj.
Alan Lezan || 24.10.2023