Kürdler ABD ve İsrail’e güvenmeliler mi?

Güven konusu oldukça karmaşık ve kişisel bir meseledir. Kürdler, ABD ve İsrail gibi ülkelerle ilişkilerini değerlendirirken, bu ülkelerin geçmişteki ve mevcut politikalarını, çıkarlarını ve bölgedeki dinamikleri dikkate almalıdırlar. Tarihsel olarak, büyük güçlerin çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri ve bu çıkarların zaman zaman değişebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Kürdler, kendi çıkarlarını ve hedeflerini gözeterek, bu tür ilişkileri dikkatli bir şekilde değerlendirmeli ve stratejik kararlar almalıdırlar. Güven, karşılıklı çıkarlar ve uzun vadeli taahhütlerle inşa edilir. Bu nedenle, Kürdler, ABD ve İsrail ile olan ilişkilerini sürekli olarak gözden geçirmeli ve kendi bağımsızlık ve özgürlük hedeflerine uygun adımlar atmalıdırlar.
Güven veya güvensizlik, politika yapımında önemli bir rol oynar, ancak tek başına yeterli değildir. Politik kararlar alırken, çeşitli faktörler ve dinamikler göz önünde bulundurulmalıdır. Güven, ilişkilerin kurulması ve sürdürülebilmesi için temel bir bileşendir, ancak çıkarlar, stratejik hedefler ve pragmatik yaklaşımlar da dikkate alınmalıdır.
Politika yaparken, ülkeler ve gruplar genellikle çıkarlarının peşinden giderler ve bu çıkarlar bazen güven veya güvensizlik temelli olabilir. Bu çıkarlar değişebilir ve uyum sağlamak gerekebilir. Bu nedenle, güven veya güvensizlik, politik kararların bir parçası olarak değerlendirilirken, bu kararların daha geniş bir bağlamda stratejik, ekonomik ve sosyal faktörlere dayandırılması önemlidir.
Diyelim ki ABD ve İsrail, Kürd devletini kurdu. Peki, gelecekte bu devletin kendi ayakları üzerinde durmasını kim sağlayacak? ABD, örneğin Afganistan’da askerlerini geri çekti ve Afgan demokratlarını barbar Talibanlar ile yalnız başına bıraktı. İleriki aşamalarda bunu Kürdlere de yapabilir ve ABD’nin Kürdistan’da ebediyen kalacağının garantisi yoktur.
Şunu diyoruz: Orta Doğu’da gelecek 250 yılın zenginlik kaynakları vardır ve bu nedenle barut fıçısı gibi her an patlamaya hazırdır. Kürdler ise bu barut fıçısının tam üstündedirler. Başta ABD, Rusya, Çin olmak üzere bu zenginlik kaynakları için ellerinden geleni yapacaklardır. Bu kesin!
Burada, örneğin ABD’nin Orta Doğu’da şu an tek dayanağı İsrail’den sonra Kürdlerdir ama bu demek değildir ki ABD ebediyen Kürdleri destekleyecektir.
Bu nedenle Kürdlerin yapacağı tek şey ulusal birliğini sağlayıp kayda değer bir GÜÇ olmaktır. Kürdler kayda değer bir GÜÇ olmadığı müddetçe satranç oyununda şimdi olduğu gibi bir piyon olarak kalacak, küresel güçlerin ve sömürgecilerin ayakları altında ezileceklerdir. Ancak kayda değer bir GÜÇ olursan uluslararası güçler tarafından ciddiye ve dikkate alınırsın.
Bu nedenle Kürdler, ne yapıp yapıp kendi aralarındaki ceviz kabuğunu doldurmayan ideolojik, mezhepsel vs. gereksiz kavgaları bir kenara iterek bütün gücünü bağımsızlığı için seferber etmelidirler ve sömürgecileri ülkelerinde söküp atmalıdırlar, çünkü başka türlü sömürgeci devletler Kürdleri hiçbir zaman rahat bırakmayacaklar.
Köyünüzde ilkel komünal toplumu aileniz ve akrabalarınızla yaşayabilirsiniz ama 35-40 milyonluk bir ULUS için bunu istemek psikolojik bir hastalıktır. Çünkü Kürdistan çok zengin bir ülkedir, öyle ki, bu zenginlik sömürgeci devletlerin iştahını kabartmış ve vahşileştirmiştir. Kürdlerin ne acılar çektiği dünyada kimsenin umurunda değildir. Sizi koruyan, dışa karşı savunan devletiniz olmadığı müddetçe bu vahşi barbarlar sürüsü sizi bölgenizde özgür yaşamanıza asla müsaade etmezler.
İşte HEDEF buna SON vermek ve 5 parçada ULUSAL BİRLİĞİMİZİ sağlayarak kayda değer bir GÜÇ olup DEVLETLEŞEREK özgür ve bağımsızlaşmaktır.
Elbette Kürdlerin bir millet olduğu ve her millet gibi onların da milli devletlerini kurma hakkına sahip olduğunu kabul etmeyen hiçbir partiyle birlik olunmaz!
Kürdlerin birliği, ancak milli çıkarlarını en üste tutarak, beş parçada devletleşme ve bağımsızlık hedefini benimsemeleriyle sağlanabilir.
İnternet, yapay zeka çağında Kürdlerin kurtuluşu, özgürlüğü, devletleşmesi, bağımsızlaşması mümkündür diye düşünüyorum; yeter ki, biz kayda değer bir GÜÇ olalım ve bütün enerjimizi birbirimize karşı değil, bilakis birleşip düşmana karşı harcayalım… Ancak bunu yaparsak özgür ve bağımsız olabiliriz.
Alan Lezan || 16.12.2024
Kürtlerin ABD ve İsrail gibi uluslararası aktörlere güvenip güvenmemesi, stratejik çıkarlar, tarihsel ilişkiler ve bölgesel dinamikler bağlamında dikkatlice değerlendirilmesi gereken bir konudur. İşte bu meseleye dair bazı temel noktalar:
1. ABD ile İlişkiler
Destek: ABD, özellikle Irak Kürdistanı’nda Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (KBY) önemli ölçüde destek vermiştir. IŞİD’e karşı mücadelede Peşmerge güçlerini askeri açıdan desteklemiştir.
Kırılganlık: Ancak, ABD’nin Kürtlere verdiği destek genellikle kendi çıkarlarına bağlı olmuştur. Örneğin, 2019 yılında Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin askerlerini çekmesi, Türkiye’nin operasyonlarına yol açmış ve Kürt gruplar (özellikle YPG/SDG) kendilerini savunmasız bulmuştur.
Sonuç: ABD’nin desteği stratejik ve çıkar odaklıdır, bu nedenle uzun vadeli güvenmek riskli olabilir.
2. İsrail ile İlişkiler
Destek: İsrail, tarihsel olarak Ortadoğu’da Kürtleri potansiyel bir müttefik olarak görmüş ve zaman zaman desteğini ifade etmiştir. Özellikle bağımsız bir Kürt devleti kurulmasına dair olumlu açıklamalarda bulunmuştur.
Sınırlar: Ancak bu destek genellikle diplomatik düzeyde kalmıştır ve somut bir askeri veya ekonomik ittifaka dönüşmemiştir. Kürtlerin bağımsızlık referandumu sonrası İsrail, Irak Kürdistanı’na açık destek veren az sayıdaki ülkeden biri olmuştur.
Sonuç: İsrail’in desteği sembolik veya dolaylıdır; pratikte Kürtlere doğrudan bir güvenlik garantisi sunmamaktadır.
3. Tarihsel Dersler
Kürtler, tarih boyunca büyük güçlerin destek vaatlerine rağmen birçok kez yalnız bırakılmıştır. Özellikle:
1920’ler: Sevr Antlaşması’nda bağımsız bir Kürt devleti vaadi, Lozan Antlaşması ile ortadan kalktı.
1970’ler: ABD ve İran’ın desteğiyle Irak hükümetine karşı mücadele eden Kürtler, bu desteğin ani bir şekilde kesilmesiyle büyük kayıplar yaşadı.
2017: Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık referandumuna ABD gibi Batılı güçler destek vermedi ve KBY izole kaldı.
4. Alternatifler
Kürtlerin uluslararası ilişkilerde belirli bir ülkeye tam anlamıyla güvenmesi yerine, bölgesel güçler ve büyük devletler arasında denge politikası izlemeleri daha stratejik olabilir. Ayrıca kendi iç dinamiklerini güçlendirerek, askeri, ekonomik ve diplomatik açıdan daha bağımsız bir duruş sergilemek uzun vadede daha sürdürülebilir bir yol olabilir.
Sonuç:
ABD ve İsrail, Kürtler için belli alanlarda fırsatlar sunabilir, ancak tamamen güvenilir ortaklar olarak görülmeleri risklidir. Kürtlerin, bu ülkelerle ilişkilerini pragmatik bir zeminde tutması ve farklı aktörlerle denge kurması daha akıllıca bir strateji olacaktır.
Husamettin Turan || 16.12.2024